İsim Yetmez, Başarı Konuşmalı! Veliler Artık Reklamı Değil Veriyi Sorguluyor
Tülay Ataman
Özel okulların kayıt dönemi yaklaşırken velilerin karşısına yine aynı tablo çıkıyor. Güçlü marka çağrışımları, dikkat çeken isimler, etkileyici tanıtım filmleri ve iddialı reklam kampanyaları…
Ancak eğitimde asıl soru şu olmalı: Bu okul gerçekten ne kadar başarılı?
Bugün bazı eğitim kurumları, yıllardır kamuoyunda bilinen marka isimlerini çağrıştıran kurumsal kimlikleriyle güven oluşturmaya çalışıyor. Oysa isim, logo ya da gösterişli kampüsler tek başına eğitim kalitesini kanıtlamaz. Bir okulun gerçek değeri, mezunlarının ulaştığı akademik başarılarla ölçülür.
LGS sonuçlarının açıklandığı her yıl aynı tartışma yeniden gündeme geliyor. Bazı okullar birkaç başarılı öğrenciyi ön plana çıkarırken, genel başarı ortalaması, nitelikli liselere yerleşen öğrenci oranı ve yıllara yayılan akademik performans çoğu zaman kamuoyuyla ayrıntılı biçimde paylaşılmıyor.
Oysa velilerin bilmeye hakkı olan tam da bu verilerdir.
Bir okulun tanıtımında kullanılan güçlü isimler veya kurumsal algı, eğitim kalitesinin yerine geçemez. Şeffaflık, eğitim kurumlarının en önemli sorumluluklarından biridir. Veliler; okulun kaç öğrencisini sınava hazırladığını, kaç öğrencisinin nitelikli liselere yerleştiğini ve bu başarının yıllar içindeki istikrarını görebilmelidir.
Bugün eğitim sektöründe güvenin temeli, reklam bütçeleri değil; açıklanabilir ve doğrulanabilir verilerdir.
Veliler artık şu soruları daha yüksek sesle sormalıdır:
Çünkü eğitim, algıyla değil emekle yürür.
Türkiye’de birçok devlet ortaokulu, mütevazı imkânlarla her yıl fen liselerine ve proje okullarına çok sayıda öğrenci yerleştirirken; bazı özel okulların en büyük yatırımını reklama ayırması, velilerin doğal olarak daha fazla sorgulamasına neden oluyor.
Artık veliler sadece kampüse değil, sonuca bakıyor. Sadece reklama değil, rapora bakıyor. Sadece isme değil, başarıya bakıyor.
Eğitimde güven; güçlü bir isimden değil, şeffaflıktan doğar.
İsim algısıyla öne çıkmaya çalışan eğitim kurumlarının da akademik başarılarını aynı açıklıkla ortaya koyması beklenir. Çünkü çocukların geleceği, hiçbir zaman yalnızca güçlü bir marka algısına emanet edilemeyecek kadar değerlidir.