Artık Reklama Değil, Gerçek Başarıya Para Verin
Tülay Ataman
Her LGS döneminde aynı tablo yaşanıyor.
Şehrin dört bir yanını reklam panoları kaplıyor. Sosyal medya “başarı” ilanlarıyla dolup taşıyor. Velilere umut satılıyor, gelecek vaat ediliyor, yüksek ücretlerin çocuklara daha iyi bir eğitim sağlayacağı mesajı veriliyor.
Peki sonuç?
Velilerin sorması gereken ilk soru şudur: Bu okulun gerçek akademik performansı nedir?
Eğitim, gösterişli kampüslerden, lüks binalardan ya da etkileyici tanıtım filmlerinden ibaret değildir. Eğitimin gerçek ölçüsü; öğrencinin akademik gelişimi, öğretmenin niteliği, rehberlik hizmetleri ve mezunların ulaştığı sonuçlardır.
Bugün birçok aile çocuklarının geleceği için büyük fedakârlık yapıyor. Kimi kredi çekiyor, kimi birikimini harcıyor, kimi ise yıllarca bütçesini zorlayarak okul taksitlerini ödüyor. Bu fedakârlığın karşılığında beklenen şey reklam değil, somut eğitim başarısıdır.
LGS sonuçları açıklandığında yalnızca birkaç öğrencinin elde ettiği dereceler değil, okulun genel akademik tablosu da önemlidir. Birkaç parlak örnek üzerinden oluşturulan algı, bütün öğrencilerin aynı başarıyı yakaladığı anlamına gelmez. Veliler; kaç öğrencinin nitelikli liselere yerleştiğini, okulun yıllar içindeki başarı istikrarını ve eğitim yaklaşımını sorgulamalıdır.
Diğer yandan, devlet okullarında görev yapan binlerce fedakâr öğretmen, sınırlı imkânlarla çok başarılı öğrenciler yetiştiriyor. Reklam bütçeleri olmadan, dev tanıtım kampanyaları düzenlemeden, sessizce ama istikrarlı bir şekilde gençleri Türkiye’nin en seçkin liselerine hazırlıyorlar.
Bu nedenle okul seçerken ilk bakılması gereken şey tabela değil, şeffaf ve doğrulanabilir başarı verileridir.
Veliler artık şu soruları yüksek sesle sormalıdır:
Eğitim bir pazarlama faaliyeti değildir. Çocukların geleceği de reklam sloganlarına emanet edilemeyecek kadar değerlidir.
Bugün velilerin yapması gereken; marka algısına değil, kanıtlanabilir sonuçlara bakmaktır. Çünkü eğitimde en doğru yatırım, en pahalı olana değil, en çok değer üretene yapılan yatırımdır.
Çocuklarımızın geleceği için karar verirken alkışlanan kampanyaları değil, açıklanan verileri inceleyelim. Eğitim kurumları da bunu hak eden güveni, reklamla değil; sürdürülebilir başarıyla kazansın.
Tülay Ataman