Bir Çift Dal Beyaz Orkidem..
Çiçeklerin dili olduğuna inanırım. Kimi zaman söylenemeyen cümleleri onlar söyler, kimi zaman tek bir dal, uzun uzun kurulmuş cümlelerden daha çok şey anlatır.
Nişan yıldönümümüzde eşim Burak’ın gönderdiği çift dal beyaz orkideyi elime aldığımda hissettiğim duygu tam da buydu. Bu, yalnızca zarif bir çiçek değil; yıllar önce verdiğimiz bir sözün, birlikte kurduğumuz hayatın ve bugün hâlâ aynı sevgiyle yürüdüğümüz yolun sessiz bir simgesiydi.
Aslında beni tanıyanlar bilir; en sevdiğim çiçek nergistir. Belki de kokusundan, belki de baharın en güzel habercilerinden biri olmasından… Ancak nergisin de kendine ait bir zamanı vardır. Mevsimi dışında ona ulaşmak neredeyse imkânsızdır.
İşte tam da bu yüzden, sevginin hangi çiçekle geldiğinin çok da önemi yoktur.
Çünkü bazen bir orkide, bir nergisin anlatacağı bütün duyguları anlatabilir.
Önemli olan vazoda duran çiçek değil, o çiçeği seçerken sizi düşünen kalptir.
Burak’ın bana aldığı ilk çiçeği de dün gibi hatırlıyorum. Aslında o orkide bana değil, annem içindi. İlk kez tanıştığımız gün, elinde zarif bir orkide vardı. O gün kim bilebilirdi ki yıllar sonra aynı evde yaşayacağımızı, aynı hayalleri paylaşacağımızı ve dünyanın en güzel armağanlarından biri olan oğlumuzun anne ve babası olacağımızı…
Bugün, dokuz yılı geride bırakırken yine bir orkide geldi evimize.
Bu kez salonumuzun en güzel köşesinde duruyor. Oğlumuzun fotoğraflarının hemen yanında…
Ne zaman gözüm ona ilişse, yalnızca beyaz çiçeklerini görmüyorum. İlk tanıştığımız günü, annemin tebessümünü, birlikte verdiğimiz hayat kararını ve o kararın bizi getirdiği güzel aileyi görüyorum.
Beyaz orkide, saflığın, huzurun ve sadakatin simgesi olarak bilinir. Çift dalı ise bana göre iki insanın birbirine yaslanarak büyümesini anlatıyor. Aynı kökten güç almayan ama aynı hayatı paylaşan iki dal gibi… Ayrı karakterlere sahip olsalar da aynı umutla çiçek açabilen iki insan…
Belki de evlilik tam olarak budur.
Yıllar geçtikçe anlıyorum ki sevgi, büyük cümlelerle değil; unutulmayan tarihlerle, ince düşünülmüş jestlerle ve “Seni düşündüm.” diyebilen küçük ayrıntılarla büyüyor.
Benim için bu orkidenin anlamı tam da bu.
Çünkü çiçekler bir gün solar. Mevsimler değişir. Nergis yeniden açar, orkide yeniden tomurcuk verir.
Ama sevildiğini hissettiren o duygu, yıllar geçse de solmaz.
Belki bu yüzden hayatın en güzel hediyesi hiçbir zaman çiçeğin kendisi değildir.
En güzel hediye, o çiçeği hangi duyguyla uzattığına hiç şüphe duymadığınız insandır.
Dokuz yıl önce başlayan yolculuğumuzda bugün bir kez daha aynı duyguyla gülümsedim.
Ve bir kez daha anladım ki bazı sevgiler, tıpkı iyi bakılmış bir orkide gibi; emek gördükçe güzelleşiyor, zaman geçtikçe daha da değer kazanıyor.
Belki yıllar sonra bu orkide yerini başka çiçeklere bırakacak. Belki mevsim geldiğinde yine nergisler açacak. Ama biliyorum ki, hangi çiçek olursa olsun, onu bana uzatan el aynı sevgiyle elimi tutmaya devam ettiği sürece kalbimde hep ilk günkü heyecan yaşayacak.
Çünkü gerçek aşk, çiçeklerin ömrüyle değil; birlikte yaşanan anıların, paylaşılan gülüşlerin ve aynı yöne bakan iki kalbin ömrüyle ölçülür.
İyi ki hayatıma girdin Burak… İyi ki o ilk orkideyle başlayan hikâyemiz bugün, oğlumuzun gülümseyişinin yanında, yeniden çiçek açıyor. Seni dün olduğu gibi bugün de, bugün olduğu gibi yarın da sevmeye devam edeceğim..
Tülay Ataman