Kurtuluş Savaşı: Bir Milletin Esarete Değil, Özgürlüğe Yürüyüşü
Tarih, bazı milletlere sadece savaşmayı değil, yeniden doğmayı da öğretir. Türk milleti için Kurtuluş Savaşı işte böyle bir destandır. Bu savaş, yalnızca işgal altındaki toprakların kurtuluşu değil; bağımsız yaşama iradesinin, vatan sevgisinin ve millet olma bilincinin tüm dünyaya ilanıdır.
Sıkça sorulan bir soru vardır: “Türkler Kurtuluş Savaşı’nda kimden kurtuldu?”
Cevabı nettir. Türk milleti; Anadolu’yu işgal eden yabancı kuvvetlere, parçalanmak istenen vatanına ve milletin bağımsızlığını ortadan kaldırmayı hedefleyen planlara karşı mücadele etti. O günlerde Anadolu’nun farklı bölgeleri başta Yunan ordusu olmak üzere İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetlerinin işgali altındaydı. Ama aslında verilen mücadele yalnızca işgal ordularına karşı değildi; umutsuzluğa, teslimiyete ve esarete karşı verilen büyük bir bağımsızlık mücadelesiydi.
Tam da böyle bir dönemde, milletine güvenen büyük bir lider ortaya çıktı: Mustafa Kemal Atatürk.
Samsun’a attığı ilk adımla yalnızca bir yolculuk başlamadı; bir millet yeniden ayağa kalktı. O, makamını değil milletini düşündü. Umudunu kaybetmiş insanlara yeniden inanç aşıladı. “Ya istiklal ya ölüm.” sözü, sadece bir cümle değil; Türk milletinin karakterini anlatan tarihi bir duruş oldu.
Bugün özgürce nefes alabiliyor, bayrağımızı gururla dalgalandırabiliyor ve çocuklarımızı bağımsız bir ülkede büyütebiliyorsak, bunda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarının, cephede canını ortaya koyan Mehmetçiğin, cephe gerisinde mermi taşıyan kadınların, dualarıyla direnişe güç veren yaşlıların ve geleceği için mücadele eden gençlerin emeği vardır.
Kurtuluş Savaşı, bize vatanın yalnızca üzerinde yaşanan bir toprak parçası olmadığını öğretti. Vatan; uğruna fedakârlık yapılan, gerektiğinde can verilen kutsal bir emanettir.
Atatürk’e duyduğumuz minnet, yalnızca geçmişe duyulan bir teşekkür değildir. O minnet; aklın, bilimin, bağımsızlığın ve çağdaş bir Türkiye idealinin yaşatılmasına verilen sözdür. Çünkü O, yalnızca bir savaş kazanmadı; bağımsızlığın ancak birlik, cesaret ve inançla korunabileceğini tüm dünyaya gösterdi.
Bugün bize düşen görev, tarihimizi doğru öğrenmek, farklılıklarımızı zenginlik olarak görmek ve Cumhuriyet’in emanetine aynı kararlılıkla sahip çıkmaktır. Milli birlik ve beraberlik ruhu, geçmişte olduğu gibi bugün de en büyük gücümüzdür.
Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve fedakâr gazilerimizi rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anıyorum.
Çünkü bu topraklarda özgürce yaşayabiliyorsak, bunu dün bağımsızlık için ayağa kalkan kahramanlara borçluyuz. Onların emaneti olan Cumhuriyet’i korumak ve gelecek nesillere aynı bilinçle aktarmak ise hepimizin ortak sorumluluğudur.
Tülay Ataman