Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Eskiden izleyecek bir şey bulmak zordu. Şimdi ise asıl sorun, neyi izleyeceğimize karar verememek.
Muhtemelen sizin de telefonunuzda, bilgisayarınızda ya da bir dijital platform hesabınızda “Sonra İzle” listesi vardır. Bir arkadaşınızın önerdiği film, sosyal medyada övülen bir dizi, yıllardır izlemeyi planladığınız belgeseller… Liste uzar gider. Ama ilginç olan şu ki, o listeye eklenen içeriklerin büyük bir kısmı hiçbir zaman açılmaz.
Bazen yalnızca fragmanını izleriz. Bazen ilk beş dakikasını. Bazen de “Bir gün mutlaka bakacağım.” diyerek aylarca bekletiriz.
Aslında bu durum yalnızca film ya da dizilerle ilgili değil. Kaydettiğimiz tarifler, okumayı düşündüğümüz makaleler, satın almayı planladığımız kitaplar, dinlemek istediğimiz podcast’ler… Dijital hayatımızın her köşesinde yarım kalmış niyetler birikiyor.
Bunun en önemli nedenlerinden biri, seçeneklerin hiç olmadığı kadar artmış olması. Eskiden akşam televizyonu açtığımızda birkaç kanal arasında seçim yapardık. Bugün ise tek bir platformda bile binlerce içerik bizi bekliyor. Üstelik bununla da sınırlı değil. Bir platformdan çıkıp diğerine geçtiğimizde seçenekler yeniden başlıyor.
İnsan zihni, sınırsız seçenek karşısında düşündüğümüz kadar rahat hareket edemiyor. Tam tersine, seçenek arttıkça karar vermek zorlaşıyor. Çünkü her tercih, aynı zamanda vazgeçilen onlarca başka seçeneği de beraberinde getiriyor. Bir diziye başladığınız anda, izleyebileceğiniz yüzlerce başka yapımı ertelemiş oluyorsunuz. Bu yüzden bazen hiçbirine başlamamak daha kolay geliyor.
İşin ilginç tarafı ise, artık içerik tüketmek kadar içerik biriktirmeyi de seviyoruz. Beğendiğimiz bir videoyu kaydetmek, izlemekten daha büyük bir tatmin hissi oluşturabiliyor. Çünkü beynimiz bunu geleceğe yapılmış küçük bir yatırım gibi algılıyor. Sanki o videoyu kaydedince onu gerçekten izlemişiz ya da o bilgiyi edinmişiz gibi hissediyoruz.
Sosyal medya da bu alışkanlığı sürekli besliyor. “Bunu daha sonra izle”, “Kaydetmeyi unutma”, “Bir gün lazım olur” gibi cümlelerle her gün onlarca yeni içerik arşivliyoruz. Fakat çoğu zaman yeni içerikler, eskileri hatırlamamıza bile fırsat vermeden önümüze düşüyor. Dün kaydettiğimiz video, bugün kaydettiğimiz beş yeni videonun arasında görünmez hale geliyor.
Belki de bu yüzden artık zamanımızın önemli bir kısmını bir şey izlemekten çok, ne izleyeceğimizi seçmeye harcıyoruz. Dakikalarca platformlar arasında dolaşıp sonunda hiçbir şey açmadan ekranı kapattığımız günler az değil.
Üstelik bu durum yalnızca eğlence alışkanlıklarımızı değil, beklentilerimizi de değiştiriyor. Sürekli daha iyisinin karşımıza çıkabileceğini düşündüğümüz için elimizdekine başlamayı erteliyoruz. “Belki daha güzel bir dizi vardır.” düşüncesi, bazen gerçekten güzel olanı bile kaçırmamıza neden oluyor.
“Sonra İzlerim” listelerinin hiç bitmemesinin nedeni vakit bulamamamız değil. Asıl neden, dijital dünyanın bize her gün yeni bir şey öneriyor olması. Liste tamamlanacak bir hedef olmaktan çıkıyor; sürekli büyüyen bir arşive dönüşüyor.
Bazen yapılacak en iyi şey, yeni bir öneri aramayı bırakıp listenin en üstündeki ilk içeriğe basmak. Çünkü iyi bir hikayeyi kaçırmamıza neden olan şey çoğu zaman zaman değil, seçim yapmayı sürekli ertelememiz oluyor.