Dışarı çıktığımız zaman adeta bir dejavu hissi yaşıyorum. Son yıllarda sokakta, sosyal medyada ya da herhangi bir yerde insanlar birbirinin aynı. Aynı pantolonlar, aynı renk tişörtler, aynı ayakkabılar… sanki herkes tek bir fabrikadan çıkmış hissi veren kombinler. Moda sanırım tarihte hiçbir zaman bu derece tek tip olmamamıştı. Peki, neden hepimiz aynı giyiniyoruz?
Dışarı çıktığımız zaman adeta bir dejavu hissi yaşıyorum. Son yıllarda sokakta, sosyal medyada ya da herhangi bir yerde insanlar birbirinin aynı. Aynı pantolonlar, aynı renk tişörtler, aynı ayakkabılar… sanki herkes tek bir fabrikadan çıkmış hissi veren kombinler. Moda sanırım tarihte hiçbir zaman bu derece tek tip olmamamıştı. Peki, neden hepimiz aynı giyiniyoruz?
Eskiden moda dergilerinde neyin “in” olduğunu öğreniyorduk. Şimdi algoritmalar sayesinde yani Tiktok, Instagram gibi sosyal medya platformlarında popüler olanlar önümüze düşüyor. Bunlar önümüze çıktıkça da adeta görsel yankı odalarına hapsoluyoruz. Bir fenomende bir ceket ya da etek binlerce beğeni aldığı zaman o kıyafet bir zevk meselesinden daha çok onaylanma aracına dönüşüyor. Sanki artık bu devirde farklı olmak riskli, aynı olmak ise tam tersi güvenli kabul ediliyor. Herkes aynı saç rengini yapıyor, aynı tarzda saçlarını kestiriyor, aynı kombinleri yapıyor. Sokakta birinin yanından geçtiğimizde aynı kişileri görüyormuşuz gibi.
Tekstil markaları özgünlükten uzak kıyafetleri raflara taşıyor. Ulaşılabilir olan bu ürünler de herkesin aynı trende sahip olmasına neden oluyor. Stil sahibi olmak kişisel bir ifade biçiminden çıkıyor, seri üretim bir kopyaya dönüşür hale geliyor.
Aslında bu tek tipleşmenin bir sebebi de insanların bir gruba ait olma isteği. Clean girl estetiği ya da daha bol sokak stili insanların ben sizin gibi değilim demesinin bir yolu. O dönem ne modaysa insanlar o kalıba girmeye başladı. Güvenli liman olan ortak tarza insanlar itiliyor. Gerçekten turuncu renk moda olduğu için o renk giyinmek zorunda mıyız?
Maalesef bugün sokaklarda gördüğümüz şey bir stil değil. Birbirinin kopyası ve hızla tüketilen geçici trendlerden oluşuyor. Kıyafetlerimiz bizi mi yansıtıyor yoksa o ayki vitrinleri mi? Bu hızlı moda anlayışı dünyaya maliyet açısından da zarar veriyor. Sanırım artık gardıroplarımıza ruh katmanın zamanı geldi. Çünkü herkesin aynı olduğu bir hayatta kendin olabilmek en büyük lükstür.
Haber: Meryem Veli