Vicdanın Sükutu: Epstein’in Karanlık Aynasında İnsanlık Enkazı

Vicdanın Sükutu: Epstein’in Karanlık Aynasında İnsanlık Enkazı
Yayınlama: 03.02.2026
Düzenleme: 02.02.2026 21:42
A+
A-

Geçtiğimiz günlerde ABD Adalet Bakanlığı tarafından “gizli” ibaresi kaldırılarak servis edilen milyonlarca sayfalık Epstein arşivi, aslında bize yeni bir şey söylemiyor; sadece bildiğimiz ama bakmaya cesaret edemediğimiz o korkunç gerçeğin üzerindeki örtüyü kaldırıyor. Dosyalardan dökülen her isim, her e-posta ve her fotoğraf karesi, paranın ve gücün ulaştığı noktada vicdanın nasıl bir “pazarlık nesnesine” dönüştüğünü kanıtlıyor.

 “Bebek siparişlerinden”, “günah adalarındaki” akşam yemeği davetlerine uzanan bu kirli ağ, bize şunu fısıldıyor: Bazıları için dünya, yasaların ve ahlakın uğramadığı kişisel bir oyun sahasından ibaret. Bir yanda Kenya’daki yoksulluğu “bebek getirme” vaadiyle fırsata çeviren ünlü tanıtımcılar, diğer yanda bu trajedinin üzerinden sinemasal estetik kurgulayan dâhiler… Bu tablo, sadece bir fuhuş ağı değil, insan haysiyetinin sistematik olarak öğütüldüğü bir vahşet mekanizmasıdır.

 Epstein dosyasında adı geçenlerin büyük çoğunluğu, podyumlarda özgürlük nutukları atan, ödül törenlerinde insan hakları dersi veren, dünyayı yönettiklerini iddia eden “parlak” isimler. Ancak o kapalı kapılar ardında, reşit olmayan çocukların çığlıkları, bu isimlerin lüks sofralarında meze edilmiş. Burada asıl vahşet; bu isimlerin suç işlerken hissettikleri o sınırsız “cezasızlık” duygusudur. Paranın sağladığı dokunulmazlık, vicdanı öyle bir köreltmiş ki, bir insanı “sipariş edilecek bir mal” olarak görmeyi normalleştirmiş.

Dosyalarda adı geçen Scarlett Johansson gibi isimlerin veya Woody Allen gibi yönetmenlerin “sadece bir davetli” olup olmaması buzdağının görünen kısmıdır. Asıl mesele, bu karanlık kokunun Hollywood’dan Beyaz Saray’a, İngiliz Kraliyet ailesinden teknoloji devlerine kadar her yere yayılmış olmasına rağmen yıllarca süren o derin sessizliktir. Vicdansızlık, sadece suçu işlemek değil; o suçun işlendiği adaya “akşam yemeğine” gitmekte bir beis görmemektir.

 Epstein dosyası, modern medeniyetin üzerine inşa edildiği “parlak” ambalajın yırtılmasıdır. O yırtıktan içeri baktığımızda gördüğümüz şey; korumasız çocukların hayatları üzerine kurulan devasa bir ego imparatorluğudur.

Eğer bugün bu dosyalar karşısında sadece “magazinel bir merak” duyuyor, içimizdeki o derin sızıyı hissetmiyorsak, biz de o sessizlik korosunun bir parçasıyız demektir. Çünkü Epstein’in asıl başarısı, suç işlemek değil; suçuna tüm dünyayı seyirci kılabilecek bir güç ağı örmüş olmasıydı.

Şimdi soru şu: Bu vahşet arşivi kapandığında, insanlık kendi yüzüne nasıl bakacak?

Hatice ÇELİKEL

REKLAM VERMEK İÇİN ARAYIN
0532 659 8130