Dünyada ve özellikle ABD’de kızamık vakaları son 30 yılın en yüksek seviyelerine ulaşırken, tıp dünyası bu hastalığın sanıldığından çok daha sinsi bir yüzü olduğu konusunda uyarıyor. Kızamık virüsü vücuttan tamamen atılmayıp beyne yerleşebiliyor ve tam 10-20 yıl sonra ortaya çıkarak geri dönüşü olmayan bir yıkıma yol açabiliyor.
Kızamık enfeksiyonundan yıllar sonra gelişen ve beyni tahrip eden bu nadir ama ölümcül komplikasyonun adı Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE). Uzmanlar, bu hastalığı “uyuyan bir devin uyanması” olarak nitelendiriyor.
Kızamık virüsü, enfeksiyon bittikten sonra bazı kişilerde hücresel düzeyde beyne yerleşiyor.
Süreç: Virüs 10-20 yıl boyunca hiçbir belirti vermeden beyinde “uyuyor”.
Uyanış: Genellikle okul veya üniversite çağında aniden aktifleşerek beyni tahrip etmeye başlıyor.
Belirtiler: Hafıza kaybı, kişilik değişiklikleri ve sinirlilikle başlıyor; ardından kas kasılmaları, bilişsel gerileme, koma ve ölümle sonuçlanıyor.
Ölüm Oranı: Bu hastalığa yakalananların %95’i hayatını kaybediyor ve bilinen kesin bir tedavisi bulunmuyor.
Hastalık nadir görülse de kızamığa yakalanma yaşı riski doğrudan etkiliyor:
Genel Risk: Her 100 bin kızamık vakasından 4 ila 11’i SSPE’ye dönüşüyor.
Bebeklik Riski: Eğer çocuk kızamığa 5 yaşından önce yakalanmışsa, SSPE riski 100 binde 18’e kadar çıkıyor.
Aşılanma Durumu: Vakaların neredeyse tamamı, aşılanmamış veya aşı takvimi tamamlanmadan kızamığa yakalanan çocuklardan oluşuyor.
Uzmanlar, kızamıktan ve dolayısıyla SSPE’den korunmanın tek yolunun aşılanma olduğunu vurguluyor:
Etkinlik: MMR aşısı kızamığı önlemede %97 oranında etkili.
Toplumsal Bağışıklık: Aşılanma oranının %95’in altına düşmesi, aşı olamayacak kadar küçük bebekleri (en savunmasız grubu) tehlikeye atıyor.
Durum: ABD’de aşılama oranları pandemi sonrası %92,5’e gerilemiş durumda, bu da yeni salgınların kapısını aralıyor.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi