Doğa, kışın yorgunluğunu üzerinden atarak, bugün en renkli uyanışlarından birine sahne olacak. Türk dünyasının binlerce yıllık mirası Hıdırellez, her yıl olduğu gibi bu yıl da coşkuyla kutlanıyor. Bu özel gün, bereketin artışı ve darda kalanların refaha ulaşacağını simgeliyor.
Doğa, kışın yorgunluğunu üzerinden atarak, bugün en renkli uyanışlarından birine sahne olacak. Türk dünyasının binlerce yıllık mirası Hıdırellez, her yıl olduğu gibi bu yıl da coşkuyla kutlanıyor. Bu özel gün, bereketin artışı ve darda kalanların refaha ulaşacağını simgeliyor.
İslamiyet öncesi Orta Asya gelenekleri ve Anadolu kültürünün harmanlandığı, baharın gelişini haber veren bir bayramdır Hıdırellez. Temeli ise, Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu gün olduğu inancına dayanıyor. Halkın inanışına göre Hızır karadaki, İlyas da denizdeki bereketi temsil eder. İşte bu iki ismin birleşimiyle Hıdırellez oluşur. İmkansızın gerçekleştiği ve duaların kabul edildiği bir zaman dilimi Hıdırellez olarak kabul ediliyor.
Geleneksel olarak Hıdırellez kutlamaları 5 Mayıs akşamı başlar, 6 Mayıs gün boyu da sürer. Miladi takvim göre 6 Mayıs, kış mevsiminin bitişine, sıcak günlerin başladığı “Hızır Günleri” başlangıcı olarak sayılır.
Kutlamalar yalnızca kişilerin kendisi için diledikleri dileklerle sınırlı kalmıyor. Dayanışma ve neşe kaynağını oluşturuyor. Hıdırellez ritüelleri günümüzde de canlılığını koruyor. Bunların başlıcası da insanlar dileklerini kağıtlara yazar ve gül ağacının dibine bırakır. Bir diğeri de yakılan ateşin üzerinden atlamak. Bunun anlamı kötü enerjiyi yakmak anlamına gelir. İnsanlar pencerelerini açarak Hızır’ın bereketinin evlerine girmesini sağlar. Aynı zamanda insanlar yeşil alanlarda piknikler yaparak doğayla bağ kurmaya çalışır.
Bu önemli bayramı kutlayarak sadece geçmiş yad edilmiyor. Geleceğe taze bir başlangıç yapmayı temsil ediyor. İnsanların doğayla yeniden bağını tamir etme çabasını diri tutuyor.

Haber: Meryem Veli