Bahar ve yaz ayları herkes için mutluluk ve enerji anlamına gelmiyor. Uzmanlar, artan gün ışığı, değişen uyku düzeni ve hızlanan sosyal hayatın bazı kişilerde depresyon, kaygı ve uyku problemlerini tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.
Baharın gelişiyle birlikte doğa canlanırken, birçok kişi daha enerjik ve mutlu hissetmeye başlıyor. Ancak uzmanlara göre mevsim geçişleri herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmıyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında yaşanan değişimler, bazı bireylerde ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor.
Uzmanlar, artan gün ışığı, değişen uyku düzeni ve yoğunlaşan sosyal yaşamın bazı kişilerde kaygı, huzursuzluk, uykusuzluk ve depresif belirtileri artırabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre mevsim geçişleri yalnızca hava sıcaklığındaki değişimlerden ibaret değil. Günlerin uzaması, biyolojik saatin farklı çalışmasına neden olurken uyku düzeni, enerji seviyesi ve duygu durumu üzerinde de önemli etkiler oluşturabiliyor.
Bazı kişiler bahar ve yaz aylarında kendilerini daha enerjik hissederken, bazı bireylerde ruhsal dengenin bozulabildiği belirtiliyor.
Uzmanlar, kişinin kendisini sürekli mutsuz, isteksiz ve yorgun hissetmesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle aşağıdaki belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek alınması öneriliyor:
Bu belirtilerin zamanla daha ciddi ruhsal sorunlara dönüşebileceği ifade ediliyor.
Bahar ve yaz ayları, anksiyete bozukluğu yaşayan kişiler için de zorlayıcı olabiliyor. Nedensiz çarpıntı, göğüste sıkışma hissi, uykuya dalamama ve sürekli kötü senaryolar düşünme gibi belirtiler bu dönemde daha sık görülebiliyor.
Uzmanlar, düzenli uyku, kafein tüketiminin azaltılması ve nefes egzersizlerinin destekleyici olabileceğini belirtirken, günlük yaşamı etkileyen yoğun kaygı durumlarında mutlaka uzman desteği alınması gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlara göre artan gün ışığı ve azalan uyku süresi, bipolar bozukluğu bulunan kişilerde mani veya hipomani dönemlerini tetikleyebiliyor.
Çok az uyumasına rağmen aşırı enerjik hissetme, hızlı konuşma, kontrolsüz harcamalar yapma ve riskli davranışlarda bulunma gibi belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlar, ruhsal açıdan hassas bireylerin mevsim geçişlerinde daha dikkatli gözlemlenmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle “Ben bir yüküm”, “Keşke hiç uyanmasam” gibi ifadelerin önemli bir yardım çağrısı olabileceği vurgulanıyor.
Ani içe kapanma, sosyal çevreden uzaklaşma veya uzun süren sıkıntının ardından gelen açıklanamayan sakinlik hali de dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.
Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle mevsim geçişlerinin daha düzensiz hale geldiğini belirten uzmanlar, geçmişte ilkbahar aylarında görülen bazı psikolojik belirtilerin artık yaz aylarında da devam edebildiğini ifade ediyor.
Özellikle sıcak havalarda yaşanan sıvı kaybının yaşlı bireylerde ve demans hastalarında zihinsel işlevleri olumsuz etkileyebileceği belirtilirken, sıcaklığa bağlı kalp çarpıntılarının da kaygı bozukluğu yaşayan kişilerde panik atakları tetikleyebileceği kaydediliyor.
Uzmanlar, bazı psikiyatrik ilaçların sıcak havalarda vücudun ısı düzenleme mekanizmasını etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle lityum kullanan hastalarda sıvı kaybına bağlı olarak toksisite riskinin artabileceği belirtiliyor. Bu nedenle yaz aylarında yeterli sıvı tüketimi, düzenli hekim kontrolü ve tedavi sürecinin aksatılmaması büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, yaz mevsiminin herkes için mutluluk anlamına gelmediğini vurgulayarak, uzun süren mutsuzluk, kaygı ve uyku problemleri yaşayan kişilerin destek almaktan çekinmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
HABER: Buse Önder
KAYNAK: Haber Merkezi