Singapur Eğitimde Dünyanın Zirvesine Nasıl Çıktı?

Singapur Eğitimde Dünyanın Zirvesine Nasıl Çıktı?
Yayınlama: 26.06.2026
A+
A-

1965’te nüfusunun yarısı okuma yazma dahi bilmeyen o adanın bugünkü çocukları, 80’den fazla ülkede uygulanan PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) testlerinde dünya birinciliğini kimseye bırakmıyor. Bu başarı ne bir tesadüf ne de coğrafi bir şans; tamamen tutarlı ve uzun vadeli bir devlet politikasının sonucu.

OECD’nin Aralık 2023’te açıkladığı son PISA verileri aradaki uçurumu net biçimde ortaya koyuyor. Singapur; matematikte 575, fen bilimlerinde 561, okumada 543 puanla küresel sıralamanın zirvesini tek başına parselledi. OECD ortalaması ise bu üç alanda sırasıyla 472, 485 ve 476 puanda kaldı. Çarpıcı bir detay da şu: Singapurlu öğrencilerin yüzde 41’i matematikte “en üst yeterlilik seviyesine” ulaşırken, diğer ülkelerde bu oran ortalama yüzde 9’u geçemiyor.

Peki dev ekonomiler eğitimde zorlanırken, bu küçük ada ülkesi işi nasıl çözdü?

Öğretmenler Odasındaki Sır

Singapur’da eğitimi anlamak için okullara dağıtılan tabletlere değil, öğretmenler odasına bakmak gerekiyor. Birçok ülkede öğretmenlik düşük maaşlı bir fedakârlık mesleği olarak görülürken, Singapur’da teknoloji veya bankacılıkla rekabet eden prestijli bir kariyer.

Çeşitli maaş rehberlerine göre yeni mezun bir öğretmen, yıllık yaklaşık 42.000 ile 52.000 Singapur doları arasında bir gelirle mesleğe başlıyor. Kariyer basamaklarında yükselen eğitimciler için toplam gelir 150.000 Singapur dolarını aşabiliyor. Performans primi, 13. ay ikramiyesi ve işveren emeklilik katkıları da bu pakete dahil. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim kadrosunu özel sektöre kaptırmamak ve rekabetçi tutabilmek adına öğretmen maaşlarında düzenli aralıklarla iyileştirmeler yapmayı sürdürüyor. Çünkü Singapur devleti, eğitim sisteminin kalitesinin, öğretmenin niteliğini geçemeyeceği gerçeğini politikalarının merkezinde tutuyor.

“Daha Az Öğret, Daha Fazla Öğren”

İş elbette sadece liyakat ve yüksek maaşla bitmiyor. 2005 yılında hükümet, ezberci sistemin tıkandığını görerek “Teach Less, Learn More” (Daha Az Öğret, Daha Fazla Öğren) reformunu başlattı.

Bu yaklaşım sonraki yıllarda da eğitim politikalarını şekillendirmeye devam etti. Sürecin son halkalarından biri ise 2024’te hayata geçirilen yapısal değişiklikler oldu. Liselerde öğrencileri akademik başarılarına göre keskin sınırlarla ayıran o meşhur kademelendirme (streaming) sistemi tamamen kaldırılarak konu bazlı, esnek bir gruplamaya geçildi. Kendi kurduğu sert eleme sisteminin çocuklarda psikolojik stres yarattığını gören devlet, uzmanların eleştirilerini dikkate alarak sistemi güncelledi. Bu, bürokraside çok nadir rastlanan bir “hata kabul etme” ve esneme becerisiydi.

1,8 Milyar Dolarlık Endüstri

Sistemin hiç mi defosu yok? Elbette var. Singapur kültüründe “Kiasu” adında bir kavram bulunuyor: Kaybetme korkusu veya geride kalma paniği.

Bu köklü kültür, devlet okullarının dünya çapındaki başarısına rağmen aileleri çocukları üzerinden devasa bir özel ders yarışına sokuyor. Singapur İstatistik Dairesi’nin yayımladığı en güncel Hanehalkı Harcama Anketi verilerine göre, ailelerin özel derse ödediği para bir önceki döneme göre sıçrama yaparak yıllık 1,8 milyar Singapur dolarına ulaştı.

Tüm bunlara rağmen, Eğitim Bakanlığı yaşanan sosyolojik sorunları halı altına süpürmüyor. Yetkililer kameralar karşısına geçip özel ders ekseninde dönen bu amansız yarışın sürdürülemez olduğunu belirterek, “Bize ufak bir ayar değil, köklü bir reform gerekiyor” özeleştirisini yapmaktan çekinmiyor.

Liyakatin önemi

Kısacası Singapur’un eğitimdeki başarısı okullara yığılan dijital tahtalarla değil; iyi seçilmiş, liyakatli ve motive öğretmenlerle sağlandı. Kurulan modelin tamamı her ülkeye uymayabilir veya “kiasu” kültürü gibi yan etkileri her topluma entegre edilemeyebilir. Ancak ortada tartışılmaz bir gerçek var: Sınıfta, tahtanın önünde donanımlı ve işini seven bir öğretmen duruyorsa, o ülkenin zenginleşmek için yeraltından petrol çıkarmasına gerek kalmıyor.

Haber: Emre Baydar