Tülay Ataman yazıyor
Pazar sabahları eskiden daha yavaştı. Evde çayın kokusu olurdu, mutfaktan gelen sesler, bir odada açılan televizyon… Çocuklar pijamalarıyla dolaşır, anne-baba “bugün ne yapsak?” diye düşünürdü. Aynı evde, aynı anın içinde yaşanırdı hayat.
Bugün ise o pazarlar hâlâ var… ama herkes başka bir dünyada. Aynı koltukta oturuyoruz, ama farklı ekranların içinde kayboluyoruz. Birimiz telefonda, birimiz bilgisayarda, çocuk ise tabletin içinde başka bir evrende.
İşte tam bu noktada, bir haber gibi görünmeyen ama aslında en büyük gündemimiz olan bir gerçek var: Aile içi bağlar sessizce değişiyor.
Bugünün çocukları yalnız değil. Ama her zaman bizimle de değiller.
Onların görünmeyen bir arkadaşı var: internet. Sürekli yanında, sürekli konuşan, sürekli bir şeyler gösteren bir gölge arkadaş… Üstelik bu arkadaş, bizim bilmediğimiz bir dilde konuşuyor bazen.
Ne izliyorlar? Kimlerle iletişim kuruyorlar? Hangi içeriklere maruz kalıyorlar?
Bunları bilmeden “yanındayım” demek, sadece fiziksel bir yakınlıktan ibaret kalıyor.
Birçok ebeveynin ilk refleksi yasak koymak oluyor. Ama gerçek şu ki; dijital dünya artık hayatın kendisi. Onu tamamen kapatmak mümkün değil.
Asıl mesele şu:
Çocuğu o dünyanın içinde yalnız bırakmamak.
İşte tam burada dijital ebeveynlik devreye giriyor. Sadece kontrol etmek değil, anlamak… Sadece sınırlamak değil, rehberlik etmek…
Bir anne ve “Dijital Ebeveynlik” kitabının yazarı olarak şunu net bir şekilde ifade ediyorum:
Bugünün çocuklarını anlamanın yolu, onların dijital dünyasını anlamaktan geçiyor.
Çünkü çocuklar kontrol edilmekten çok anlaşılmak ister.
Bir pazar günü düşünün… Herkes aynı odada ama gözler ekranlarda. Sessizlik var ama huzur yok. Yakınlık var ama temas yok.
Oysa bazen çözüm çok basit:
Telefonu bırakmak. Göz göze gelmek. Gerçek bir sohbet başlatmak.
Çünkü çocuklar söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı öğrenir. Biz ekranla nasıl bir ilişki kuruyorsak, onlar da aynısını benimser.
Bilişim teknolojileri hayatımızı kolaylaştırmak için var. Ama doğru kullanılmadığında, en değerli bağlarımızı sessizce zayıflatabilir.
Dijital ebeveynlik bir seçenek değil… bir sorumluluk.
Belki de bu pazar, küçük bir başlangıç için en doğru gün:
Ekranı kapat. Çocuğuna dön. Onun dünyasına gerçekten gir..