Futbol, yalnızca doksan dakika taktiklerden ibaret değildir. Yıllarca kurulan hayallerin, yıllar sonra gerçeğe dönüşmesinin hikayesidir. İşte bu sezon Trabzonspor‘un Fatih Tekke ile yaşadığı dönüşüm de tam olarak bir başarı öyküsü.
Hafızalarımızda tazeliğini hala koruyan bordo-mavililerin Tekke öncesi sezonunu hatırlayalım. Abdullah Avcı ve Şenol Güneş dönemlerinde Trabzonspor, özellikle de deplasmanlarda adeta bir kimlik krizi yaşıyordu. Bordo-mavililer kendi evinin konforundan dışarı çıktığı an baskıyı yenemeyen, galibiyet hasreti çeken bir takım profilindeydi. 2024/2025 sezonunda Trabzonspor’un dış sahadaki grafiği oldukça kötü bir durumdaydı. Evinde Hatayspor’a 2-1 yenilmesinin ardından teknik direktör Şenol Güneş ile yolları ayıran Trabzonspor yerine tanıdık bir ismi getirdi: Fatih Tekke, efsane olduğu memleketine bu sefer hoca olarak geri döndü.
Trabzonspor bir diğer öz evladı Fatih Tekke ile o dönem çıktığı ilk maçında sezonun ilk deplasman galibiyetini almıştı. Tekke, bir bayrak isminden daha fazlasını vaat ediyordu. 2024/2025 sezonunu Trabzonspor 7. sırada iddiasız bir şekilde noktaladı.
Yeni sezonda kimsenin Karadeniz ekibinden çok bir ümidi yoktu. Takımı daha genç, dinamik ve adı bilinmeyen futbolcular transfer ettiler. Bu gençlerin yanında ise Onana, Savic, Onuachu ve Nwakaeme gibi tecrübeli ve deneyimli isimlerle harmanladı. Böylece 2025/2026 sezonuna Fatih Tekkeli Trabzonspor damgasını vurdu. Geçen sezon deplasmanda zar zor galibiyet alan takım bu sezon dış sahada topladığı 36 puanla bu alanda ligin zirvesine oturdu. Bu harika yürüyüşü kısıtlı imkanlarla ve rakiplerinden daha az paralar harcayarak, Süper Lig’de 69 puanla 3. sıraya taşıdı.
Bu harika sezonu Trabzonspor Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanarak taçlandırdı. Fatih Tekke, Trabzonspor’da teknik direktör olarak ilk kupasını kazanmış oldu. Kupayı Tekke’nin ellerinde havaya yükseldiğini gören bordo-mavili taraftarlar için hayallerin gerçekliğe dönüşmesiydi. Bu sezon Tekke’nin futbolcularla kurduğu o aile bağı da burada önem kazanıyor. Bunun en somut kanıtı ise Fatih Tekke’nin kurduğu şu cümlelerde yatıyor: “Ben bu ekibi hiç unutmayacağım. Beni hiç üzmediler. Onlarla gurur duyuyorum.”
Bu sözler oyuncusunun arkasında sonuna kadar duran, onlara inanan bir teknik direktörün sözleri. Futbolcuların neden bu kadar özverili oynadığını bu sözlerden anlayabiliyoruz.
Şimdi biraz eskilere giderek Fatih Tekke’nin okul yıllarına uzanalım. Yıllar önce öğretmeninin düştüğü not, bugün yaşananların hiç de tesadüf olmadığını bizlere gösteriyor:
“Fatih TEKKE… Sınıfımızın turistidir. 3 gün daha gelmeyecek olursa 20 gün devamsızlıktan sınıfta kalacak. En büyük aşkı futboldur. Geleneksel futbolcu havasını üstünde taşır. Bu zeki arkadaşımızın Trabzonspor’un gururu olması dileğiyle…”
Daha o yıllarda futbol sahalarında büyüyen çocuk, okul sıralarında kaçarak top peşine koşması, onu “Trabzonspor’un gururu” yapma dileğiyle uğurlayanları haksız çıkarmadı. Şimdi hedefi ise daha büyük. Şimdi sırada lig ve Avrupa sahnesi var.
Trabzonspor ve Fatih Tekke’nin arasındaki bağ, profesyonel bir sözleşmeden çok daha ötesinde. Bu sezon elde edilen Türkiye Kupası yalnızca bir başlangıç. Geleceğin ne getireceğini bilmiyoruz ancak Fatih Tekkeli Trabzonspor çok dağa fazlasını vaat ediyor. Hikaye devam ediyor, ilerleyen günlerin neler getireceğini merakla bekliyoruz.

Haber: Meryem Veli