Kadına yönelik şiddet bireysel değil, toplumsal bir sorundur.
Kadına yönelik şiddet yalnızca fiziksel değildir. Psikolojik, cinsel, ekonomik, dijital ve sözlü olarak da yapılır. Kadına, kadın olduğu için uygulanan ve kadının zarar görmesiyle sonuçlanan her türlü davranış kadına yönelik şiddettir.
2024 TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadınların yüzde 28,2’si psikolojik, yüzde 18,3’ü ekonomik ve yüzde 12,8’i fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Ayrıca oranlar evli kadınlar, bekar kadınlar ve boşanmış kadınlar olarak farklılık göstermektedir. Günümüzde ise bu oranlar daha yüksek olup her geçen gün artmaktadır.
Kadına yönelik şiddet yalnızca mağdur olan kadının sorunu değildir. Bu toplumun sorunudur ve buna engel olmak için herkesin mücadele etmesi gerekir. Kadın, yaşadığı şiddetten sorumlu tutulamaz ve bu mücadelede yalnız bırakılamaz. Mücadelenin temelinde kadına yönelik şiddetin faillerinin cezalandırılması yatar. Kadını yalnızca kadın olduğu için hayatın her alanında mağdur eden tüm failler cezalandırılmalı ve gelecekte böyle faillerin doğmaması için herkes eğitilmelidir. Kadın, kadın olduğu için hiçbir kötü muameleyi ve şiddetin hiçbir türlüsünü hak etmez.
Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele ile ilgili yürütülen çalışmaları toplum olarak takip etmeli ve her türlü kadın dayanışmasının farkında olmalıyız. Kadına yönelik şiddette sessini çıkaranlar yalnızca kadınlar değil, toplumun kendisi olmalıdır.
Kadınların Şiddete Maruz Kalırken veya Böyle Bir Risk Altındayken Başvurabileceği Kurumlar
Toplumun bütün fertleri kadına yönelik şiddetle mücadeleye dair üstünde bir sorumluluk hissetmeli ve kadını, mücadelesinde yalnız bırakmamalıdır.