Tarihi Osmanlı’dan Başlatmak, Köklerimizi Eksik Anlatmaktır
Bir milleti güçlü yapan yalnızca bugünü değil, geçmişini de doğru bilmesidir. Ancak ne yazık ki çocuklarımıza tarih anlatırken çoğu zaman ilk sayfayı Osmanlı Devleti ile açıyoruz. Oysa Osmanlı, kökleri çok daha derinlere uzanan büyük Türk tarihinin en önemli halkalarından sadece biridir.
Çocuklarımız Teoman’ı tanımalı. Mete Han’ın yalnızca bir hükümdar değil, dünyanın ilk düzenli ordusunu kuran büyük bir askerî deha olduğunu öğrenmeli. Bilge Kağan’ın Orhun Yazıtları’nda yüzyıllar öncesinden millete verdiği birlik, adalet ve devlet yönetimi mesajlarını okuyabilmeli.
Tarih, sadece savaşların ve fetihlerin kronolojisi değildir. Tarih; bir milletin karakterini, değerlerini ve hafızasını oluşturan ortak mirastır. Bu nedenle çocuklarımıza yalnızca padişahları değil, kağanları; yalnızca sarayları değil, bozkır medeniyetlerini de anlatmalıyız.
Kız çocuklarımız da tarihte güçlü kadınların var olduğunu bilerek büyümelidir. Tomris Hatun’un cesareti, devlet yönetimindeki kararlılığı ve liderliği; kadınların tarih boyunca toplumun her alanında önemli roller üstlendiğini gösteren güçlü örneklerden biridir. Geçmişte kadınların yalnızca aile içinde değil, gerektiğinde devlet yönetiminde ve savaş meydanlarında da yer alabildiğini öğrenmek, bugünün çocuklarına özgüven kazandırır.
Elbette tarih romantikleştirilmeden, bilimsel veriler ışığında anlatılmalıdır. Farklı dönemler, farklı medeniyetler ve farklı yorumlar olabilir. Ancak çocuklarımızın Türk tarihini yalnızca son birkaç yüzyıldan ibaret sanmaları da doğru değildir.
Osmanlı’yı sevmek, Göktürkleri unutmamızı gerektirmez. Cumhuriyet’i benimsemek, Selçukluları görmezden gelmek anlamına gelmez. Tarih bir bütündür; birbirini tamamlayan halkalardan oluşur.
Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miraslardan biri, geçmişini bilen ama geçmişe takılı kalmayan bir tarih bilincidir. Çünkü köklerini bilen nesiller, geleceğe daha sağlam adımlarla yürür.
Tülay Ataman
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü – Heyhaber.com