Dünyanın en ünlü müzelerinden Louvre Müzesi’nde Leonardo da Vinci’nin ölümsüz eseri sergileniyordu. Ancak 1911’de Mona Lisa’nın olması gereken yerde büyük bir boşluk vardı. Uzun bir süre kimse o boşluğu fark etmedi. İşte Mona Lisa’yı sıradan bir tablodan dünyanın en ünlü tablosuna dönüştüren 28 aylık maceranın detayları.
Dünyanın en ünlü müzelerinden Louvre Müzesi’nde Leonardo da Vinci’nin ölümsüz eseri sergileniyordu. Ancak 1911’de Mona Lisa’nın olması gereken yerde büyük bir boşluk vardı. Uzun bir süre kimse o boşluğu fark etmedi. İşte Mona Lisa’yı sıradan bir tablodan dünyanın en ünlü tablosuna dönüştüren 28 aylık maceranın detayları.
1911 yılında bir gün, bir adam müzeye girerek sessizce tabloyu aldı. Kimse ondan şüphelenmedi, çünkü o İtalyan cam ustası Vincenzo Peruggia’ydı. Tabloyu duvardan alıp resmi içerisinden çıkardı ve ceketinin altına gizleyerek kapıdan çıkıp gitti. İşin en tuhaf yanı ise, müzedekiler tablonun çalındığını 26 saat boyunca anlamdılar.
Bu hırsızlık tam anlamıyla bir sansasyona dönüştü. O dönem polisler, Paris’te yaşayan ve müzede çalınan heykelciklerin bazılarını satın aldığı öğrenilen genç ressam Pablo Picasso’yu bile sorguladılar. Hatta şair Guillaume Apollinaire de hapis yattı.
Müze açıldığında binlerce insan tablodan kalan boşluğu görmek için içeriye adeta akın etti. İnsanlar boşluğun önüne çiçekler bırakmaya başladı. Mona Lisa, artık herkesin tanıdığı bir sanat eserine dönüşmüştü.
Peruggia tabloyu tam iki yıl boyunca sakladı. 1913’te ise tabloyu Floransa’da bir sanat galericisine satmaya çalışırken Peruggia yakalandı. Savunmasını ise şöyle yaptı:
“Napolyon’un İtalya’dan çaldığı bir eseri vatanına geri getirmek istedim.”
Oysaki Da Vinci tabloyu kendisi, bizzat Fransa Kralı 1. François’ya satmıştı. Peruggia ise bu olaydan dolayı birkaç ay hapis yattı ve İtalya’da vatansever olarak selamlanmaya başladı. Tablo iade edilmeden önce İtalya’da sergilendi. Daha sonra ait olduğu yere geri Louvre Müzesine götürüldü.
Haber: Meryem Veli