Yeşil Vatanın Feryadı: Orman Yangınları ve Geleceğimiz

Yeşil Vatanın Feryadı: Orman Yangınları ve Geleceğimiz
Yayınlama: 19.10.2025
A+
A-

Türkiye’nin dört bir yanında artan orman yangınları, Prof. Dr. Zakir Avşar’ın dikkat çektiği gibi, sadece ağaçları değil, geleceğimizi de tehdit ediyor. İklim krizi ve insan ihmalleriyle tetiklenen yangınlara karşı alınması gereken önlemler ve orman işçilerinin fedakarlıkları, bu acı gerçekle yüzleşmemizi sağlıyor.

Yeşil Vatanın Feryadı: Orman Yangınları ve Geleceğimiz

Ankara – BHA – Yaz mevsiminin yakıcı sıcakları, maalesef yine yüreklerimizi dağlayan yangın haberleriyle geldi. Ege’den Akdeniz’e, Güneydoğu’dan İç Anadolu’ya kadar birçok bölgede yükselen alevler, Prof. Dr. Zakir Avşar’ın “Yeşil Vatan Yanarken Sessiz Çığlıklar” başlıklı yazısında dile getirdiği endişeleri bir kez daha gözler önüne seriyor. Antalya’da, İzmir’de, Muğla’da ve Hatay’da yeniden başlayan yangınlar, hepimize “Yeşil vatan yanıyor!” alarmını veriyor.

Orman İşçilerinin Fedakar Mücadelesi

Dr. Murat Yılmaz’ın aracılığıyla bir araya geldiğimiz Öz Orman İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan ve ekibi, bu yangınların nedenlerini ve neler yapılması gerektiğini tüm açıklığıyla anlattılar. Onların sözleri, yangınlarla mücadelede en ön safta yer alan, canını dişine takan kahramanların fedakarlıklarını bir kez daha hatırlattı. Cumhuriyet tarihimiz boyunca, bu uğurda şehit düşen 145 orman emekçisini saygıyla anıyoruz. Onların aziz hatıraları, bizlere bu vatanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Düşünün ki, 25 bin orman işçisi ve 131 bin eğitimli gönüllü, alevlerin ortasında, canlarını hiçe sayarak mücadele ediyor. Gökyüzünde onlarca uçak, yüzlerce helikopter ve insansız hava araçları, yeşil vatanı kurtarmak için adeta bir filo oluşturuyor. Ormancılar, hava araçlarının yangınların hızını kesmede ve baskılamada önemli bir rol oynadığını, ancak esas söndürme işinin kara unsurları tarafından yapıldığını vurguluyor. Çünkü orman, düz bir arazi değil; engebeler, dağlar, tepeler, araçların giremeyeceği yerler, kol gücü, insan gücü ihtiyacı her şeyin üzerinde. Orman işçisi itfaiyeci değil, orman yangını da itfaiyenin söndüreceği yangınlara benzemez. Farklı bir uzmanlık, eğitim ve ihtisas işidir bu… Ve bu konuda çok yol katettik.

Nitelikli İşgücü Eksikliği

Tüm bu çabalara rağmen, orman yangınlarının önüne geçilemiyor. Hatta ciddi kayıplar yaşanıyor. Sayısal olarak orman işçisi sayısı fazla gibi görünse de, orman varlığımızın büyüklüğü ve risk altındaki bölgelerin fazlalığı, bu sayının yetersiz kalmasına neden oluyor. Öz Orman İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, bu ihtiyacı net bir şekilde ifade ediyor: “774 gözetleme kulesinde üçer kişi vardiyalı olarak 7/24 görev yapıyor: 2328 kişi… 1786 arazözde ikişer şoför: 3572, ilk müdahale araçları 2742, iş makinası sayısı 821.” Yani, yangın anında fiilen mücadele edecek personel sayısı sadece 12.537 kişi. Kısacası, havadan müdahalede veya araç teçhizatında bir sorun yok, ancak nitelikli orman işçisi konusunda ciddi bir ihtiyaç var.

Orman Yangınlarının Acı Bilançosu

Unutmayalım ki, bir orman yandığında sadece ağaçlar yanmıyor; toprağın bereketi, kuşların yuvası, böceklerin ve arıların yaşam döngüsü, akarsuların debisi, dağların sessizliği de yok oluyor. Bir orman yangını, binlerce canlı türünün geleceğini küle çeviriyor. O orman, aynı zamanda bu ülkenin çocuklarına nefes olan oksijen deposu, toprağı sellerden koruyan bir kalkan, iklimin dengesini sağlayan bir denge unsuru. Bu yüzden, bir ormanın yanması sadece bir çevre haberi değil, bu milletin geleceğiyle ilgili en önemli meselelerden biri.

Yangınların Artış Nedenleri

Peki, son yıllarda Türkiye’de bu kadar yoğun tedbire ve mücadeleye rağmen orman yangınlarının hem sıklığı hem de büyüklüğü neden artıyor? Bunun en önemli nedeni, iklim krizi. Yazlar uzuyor, sıcak hava dalgaları yaygınlaşıyor, nem oranı düşüyor, kuraklık artıyor. Hava sıcaklığı 40 dereceyi geçtiğinde ve rüzgâr kuvvetli estiğinde, küçücük bir kıvılcım bile yüzlerce hektarı bir anda kül edebiliyor. Ama işin bir başka boyutu daha var: İnsan eli. Atılan bir sigara izmariti, piknik sonrası söndürülmeyen bir mangal, bilinçsizce bırakılan cam şişeler, anız yakmak, orman giriş yasaklarına uymamak… Maalesef, orman yangınlarının büyük bir bölümü insan ihmaliyle başlıyor.

Teknoloji ve İnsan Gücünün Önemi

Türkiye, yıllar önce yangınlara müdahalede zorluklar yaşarken, bugün teknolojiye dayalı yeni bir mücadele hattı kurdu. Yangınlar insansız hava araçlarıyla izleniyor, yangın gözetleme kulelerinden 7/24 kameralarla erken uyarı alınıyor, yangına müdahale süreleri 10 dakikanın altına indiriliyor, hava araçlarıyla geniş alanlara hızla müdahale ediliyor. Bu kapasite artışı sayesinde çok daha büyük felaketlerin önüne geçiliyor, yangınlar kısa sürede kontrol altına alınabiliyor. Ancak her şey teknoloji değil. Settar Arlan’ın dediği gibi, esas kahramanlar, bu teknolojiyi kullananlar ve doğrudan, canı pahasına yangınla mücadele eden ekipler, orman işçileri, köylüler, gönüllüler… Hepsi sıcaklığın 50 dereceyi bulduğu alevlerin önündeler… Onların emeği, fedakarlığı, vefakarlığı, cesareti yangınlara karşı en güçlü kalkanımız olmaya devam ediyor.

Herkesin Sorumluluğu Var

Şunu da unutmamalıyız ki, orman yangınları ile mücadele yalnızca orman teşkilatının, işçisinin ya da ilgili bakanlıkların işi değil. Bu ülkenin her ferdi, ormanın bir parçasıdır ve yangınlara karşı da bir sorumluluğu vardır. Yanan her orman, yalnızca doğanın değil, bizim de kaybımızdır. Orman, bir milletin bağımsızlığı kadar önemli bir değerdir; toprağımızı, suyumuzu, havamızı korur, çocuklarımızın geleceğini güvence altına alır. Bu yüzden ormanlara sahip çıkmak, ülkeye sahip çıkmaktır.

Yanan Alanların Korunması

Yangın sonrası yaşanan en önemli hatalardan biri, yanan alanların imara açılacağı söylentileri veya bu alanların bilinçsiz şekilde betonlaşmasına yönelik girişimlerdir. Anayasa ve ilgili yasalar açık: Yanan orman alanları orman vasfını korur ve başka bir amaçla kullanılamaz. Bu kural, gelecek nesiller için ormanların korunmasının en temel güvencesidir. Bu bakımdan geleceğe dönük olarak, imar faaliyetlerinin yangına hassas alanlardan uzaklaştırılması, yapılaşmanın sınırlandırılması ve tampon alanların oluşturulması elzemdir. İHA ve uydu verileriyle yangın risk haritalarının sürekli güncellenmesi önem taşımaktadır. Yerel halkın yangınla mücadelede gönüllülük esasına dayalı olarak eğitilmesi şarttır. Orman köyleri çevresinde yangına dayanıklı bitki türleri ile koruyucu şeritlerin oluşturulması gerekmektedir. Yangın sezonlarının uzamasına karşı personel, ekipman ve hava araçları kapasitesinin esnek planlanması önemlidir. Yanan alanların imara açılmaması için sıkı denetimlerin sürdürülmesi konusundaki kararlılık devam ettirilmelidir. Yangına dayanıklı ağaçların dikilmesi ve ormanların buna uygun hale getirilmesi de büyük önem taşıyor.

REKLAM VERMEK İÇİN ARAYIN
0532 659 8130