Tükenmişlik sendromu; iş hayatının yoğun temposu, gelecek kaygısı, mobbing, rekabet ortamı gibi nedenler sonucu ortaya çıkan bir sendromdur. Yapılan bir araştırmaya göre çalışanların yüzde 66’sı bu sendromu yaşıyor.
NOW Haber’in aktardığı araştırmaya göre, çalışanların çoğunluğu tükenmişlik hissiyle yaşıyor. Yapılan değerlendirmeye göre iş hayatında yer alan kişilerin yüzde 66’sı kendini tükenmiş hissediyor. Verilere göre, neredeyse her 10 kişiden 7’si bu durumla karşı karşıya kalıyor.
Çalışma koşullarının ağırlığı, gelecek endişesi, yapılan işe göre düşük kalan maaşlar tükenmişlik sendromunun nedenleri arasında bulunuyor. Çalışanların yüzde 60’ı ise yeni bir iş arayışında olduğunu ifade ediyor.
İlk kez 1970’li yıllarda Alman Psikolog Herbert Freudenberger tarafından tanımlandı. Freudenberger’e göre tükenmişlik sendromu, zor şartlar altında çalışma ve stres nedeniyle ortaya çıkan bir kavramdır.
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre tükenmişlik sendromu iş hayatında yaşanan stresin yönetilememesi nedeniyle oluşan bir durumdur. DSÖ tarafından 2019 yılında “mesleki bir olgu” olarak Uluslararası Hastalık Sınıflandırması Listesi’ne (ICD-11) eklendi. İş hayatına bağlı olarak tanımlanmış bir rahatsızlıktır.
DSÖ’ye göre tükenmişlik sendromunun üç temel belirtisi bulunuyor. Bu belirtiler; çalışma hayatında performansın eskiye göre düşük olması, işe karşı zihinsel bir olumsuzluğun bulunması ve iş hayatındaki enerjinin azalması olarak sıralanıyor.
Uzmanlara göre tükenmişlik sendromunu etkileyen birçok neden bulunuyor. Yoğun iş temposu, ağır çalışma koşulları, baskı ve stresin yönetilememesi gibi bu süreci etkileyen faktörler vardır.
Uzmanlara göre, tükenmişlik sendromuna yol açan bazı durumlar:
Uzmanlara göre, tükenmişlik sendromunun önüne geçebilmek için öncelikle profesyonel bir destek alınması gerekiyor. Bunun yanı sıra özel hayat ve iş hayatı arasındaki dengenin sağlanması, dinlenme ve stres yönetimi ortamının kurulması öneriliyor.
Uzmanların bu süreçte bazı önerileri:
Gülşah Engin