Pentagon’un bölgeye iki uçak gemisi, yüzlerce bombardıman uçağı ve binlerce ek asker sevk etmesi, askeri uzmanlar tarafından 12 günlük “nokta operasyon” devrinin kapandığının işareti olarak yorumlanmıştı.
Öngörü: Savunma uzmanı Katherine Thompson, bu tablonun aylar sürecek bir çatışmaya hazırlık olduğunu söylemişti.
Gerçek: 28 Şubat’ta başlayan saldırılar, 11. füze dalgasına ve bölgesel yayılıma ulaştı; uzmanların “uzun savaş” uyarısı maalesef gerçekleşti.
Analizde, İsrail’in interceptor (önleyici füze) stoklarının sınırlı olduğu ve yoğun bir saldırıda tükenebileceği uyarısı yapılmıştı.
Öngörü: Uzun sürecek bir çatışmanın İsrail şehir savunma kapasitesini (Demir Kubbe/Arrow) felç edebileceği belirtilmişti.
Gerçek: 1 Mart’taki Beit Shemesh saldırısında sirenlerin çalmaması ve sistemin füzeleri engelleyememesi, bu stok ve doygunluk uyarısının ne kadar haklı olduğunu kanıtladı.
Katar, Bahreyn, Irak ve Kuveyt gibi ülkelerde konuşlu 30 ila 40 bin Amerikan askeri, analizin en büyük risk kalemiydi.
Öngörü: Eğer saldırıyı ABD başlatırsa, İran’ın bu kez “önceden uyarı yapmadan” doğrudan üsleri vuracağı söylenmişti.
Gerçek: 2 Mart itibarıyla Bahreyn’deki 5. Filo ve Kuveyt’teki üslere düşen füzeler, ABD’nin bu risk analizini göze alarak düğmeye bastığını gösteriyor.
Analizde Trump’ın yaptığı “İran’ı anlaşmaya zorlamak için sınırlı saldırı” açıklaması yer alıyor. Ancak bugün görüyoruz ki, bu saldırı hiç de “sınırlı” kalmadı. Rejim değişikliğini “hata” olarak nitelendiren Trump’ın, operasyonun ilerleyen safhalarında İran’ın en üst düzey liderlerini hedef alması, sahadaki dinamiklerin Washington’ın teorik planlarını aştığını gösteriyor.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi