Çünkü sahada olan biten ile masada çizilen tablo arasında ciddi bir kopuş var. Ve bu kopuşun tam ortasında, her zamanki gibi mali müşavirler var.
SGK, Bağ-Kur, KDV, muhtasar…
Aynı haftaya yığılmış bir takvim, nefes aldırmayan bir tempo.
Bu bir “beyan dönemi” değil.
Bu, açık açık bir dayanıklılık testi.
Küçük işletmeler ödeme yapamıyor.
Yapsa ayakta kalamıyor.
Ödeyemeyince ceza yiyor.
Peki sistem ne diyor?
“Kurallara uyun.”
Gerçekten mi?
E-fatura, e-defter, e-arşiv…
Kağıt bitecek, işler kolaylaşacak dediler.
Ama sahada olan şu:
Şu soruyu artık açık sormak lazım:
Bu dijital dönüşüm, kimin işini kolaylaştırdı?
Çünkü mali müşavir için tablo net:
İş azalmadı, ikiye katlandı.
Gelir İdaresi artık her veriyi görüyor.
Algoritmalar çalışıyor, risk analizleri yapılıyor.
Güzel.
Ama insan faktörü?
Yoğunluk?
Sistem hataları?
Yok sayılıyor.
Artık en küçük hata bile büyütülüyor.
Ve o hatanın faturası çoğu zaman mali müşavire kesiliyor.
Sorumluluk var. Yetki? Neredeyse yok.
Bugün mali müşavir ne yapıyor?
Peki finansal danışmanlık?
Stratejik rehberlik?
Kağıt üstünde var.
Gerçekte zaman yok.
Bu meslek ya evrilecek…
Ya da bu yükün altında ezilecek.
En tehlikeli olan ne biliyor musunuz?
Herkes şikayetçi.
Ama kimse sistemi kökten sorgulamıyor.
Ve buna rağmen beklenti değişmiyor:
“Hatasız, hızlı, eksiksiz çalış.”
Bu denklem matematiksel olarak imkânsız.
Mali müşavirler bugün sadece defter tutmuyor.
Sistemin açığını kapatıyor.
Ama bu açık büyüyor.
Eğer bu yük yeniden dağıtılmazsa:
Ve sonra yine aynı soru sorulacak:
“Bu işler neden düzgün gitmiyor?”
Nisan 2026 bir uyarıydı.
Görmek isteyene fazlasıyla net bir uyarı.
Bu meslek sessiz kalmaya devam ederse,
yarın konuşacak kimse kalmayacak.
Çünkü mesele artık yoğunluk değil.
Mesele, tükeniş.