ABD-İsrail’in İran’a yönelik başlattığı operasyonun ardından İran’ın Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerini ve kritik altyapıyı hedef alan misillemeleri, bölgeyi büyük bir varoluşsal ikileme sürükledi. Körfez başkentlerinde sessiz bir öfke ve yoğun bir diplomasi trafiği hakim.
Körfez ülkeleri (Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn), yıllardır yürüttükleri “İran ile gerilimi düşürme” politikasının füzeler karşısında iflas edişini izliyor. Uzmanlar ve sahadaki gelişmeler, bu ülkelerin önündeki seçenekleri şöyle özetliyor:
İran’ın stratejisi, ABD ve İsrail’in lojistik gücünü kırmak üzerine kurulu:
Meşru Hedef İlanı: Devrim Muhafızları, Amerikan askerlerinin bulunduğu her noktayı “meşru hedef” ilan etti. Bahreyn (5. Filo), Katar (El Udeyd) ve Kuveyt (El Selim) bu kapsamda füzelerin hedefi oldu.
Ekonomik Sabotaj: Suudi Arabistan’ın Aramco tesislerine yapılan İHA saldırıları, sadece askeri değil, bölgenin ekonomik can damarını (petrol altyapısı) hedef alıyor.
Analistlere göre, Körfez ülkelerinin İran’a karşı topyekûn bir kara veya hava harekatı başlatması düşük bir ihtimal:
Sınırlı Misilleme: IISS uzmanı Hasan Alhasan, kitlesel can kayıpları yaşanmadığı sürece doğrudan misillemenin beklenmediğini, ancak ABD’ye hava sahası ve lojistik konusunda “daha geniş yetkiler” verilebileceğini belirtiyor.
Meşru Müdafaa: King’s College’dan Andreas Krieg, Körfez ordularının saldırıdan ziyade “füze savunma” ve “iç güvenlik” odaklı bir savunma hattı kuracağını öngörüyor.
Körfez liderleri için bu savaş, sadece askeri bir tehdit değil, “Vizyon 2030” gibi petrolden bağımsız ekonomik dönüşüm projelerinin de sonu anlamına gelebilir:
Yatırımcı Güveni: Turizm ve ticaret merkezi haline gelen BAE ve Suudi Arabistan, bölgeye düşen füzelerin yabancı yatırımcıyı kaçırmasından korkuyor.
“Savaşınız Bizimle Değil”: BAE’li Enver Gargaş’ın “Savaşınız komşularınızla değil” çıkışı, Körfez’in bu çatışmanın bir parçası olmak istemediğinin en net kanıtı.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi