28 Şubat 2026’da patlak veren ABD-İsrail ve İran çatışması, Mart ayının ilk günleri itibarıyla sadece bölgesel bir hesaplaşma olmaktan çıkmış, küresel sistemin tüm sinir uçlarını harekete geçiren devasa bir krize dönüşmüştür. Mevcut veriler ışığında, bu “lokal” görünen savaşın küresel bir felakete evrilmesine neden olan temel tetikleyicileri şu başlıklarla analiz edebiliriz:
Savaşın ekonomik kalbi Hürmüz Boğazı’nda atıyor. Küresel petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği bu dar geçidin bir çatışma sahasına dönüşmesi, dünya ekonomisi için “şah damarının kesilmesi” anlamına geliyor.
Fiyat Şoku: Çatışmaların başlamasıyla Brent petrol hızla 79-80 dolar seviyelerine fırladı. Tam blokaj senaryosunda uzmanlar 100-150 dolar bandını kaçınılmaz görüyor.
Lojistik Kırılma: Dubai ve Katar gibi limanların güvenliğinin sarsılması, küresel konteyner trafiğinde aylar sürecek bir tıkanıklığa yol açabilir.
Yüksek enerji maliyetleri, zaten kırılgan olan küresel enflasyonla mücadeleyi imkansız hale getiriyor.
Enflasyon Sarmalı: Artan petrol fiyatları, üretimden nakliyeye kadar her kalemi zamlandırarak merkez bankalarını faiz indirim planlarından vazgeçmeye zorluyor.
Büyüme Kayıpları: Özellikle enerji ithalatçısı olan Avrupa ve Asya ekonomilerinde bölgesel resesyon (ekonomik durgunluk) tehlikesi en üst seviyeye çıkmış durumda.
İran’daki çatışma, sadece Orta Doğu ülkelerini değil, küresel güç dengelerini de karşı karşıya getirdi.
Büyük Güçlerin Dengesi: Rusya ve Çin’in İran ile olan stratejik ortaklıkları, krizin bir “Vekalet Savaşı’ndan çıkarak doğrudan bir Doğu-Batı kutuplaşmasına dönüşme riskini taşıyor.
Çoklu Kriz Hattı: Ukrayna’daki savaşın 4. yılına girdiği bu dönemde (Şubat 2026), Orta Doğu’da yeni bir cephenin açılması küresel güvenlik mimarisini kırılma noktasına getirdi.
Savaşın en ağır bedelini, her zaman olduğu gibi siviller ödüyor.
Zorunlu Göç: Milyonlarca insanın yerinden edilmesi, 2010’lu yıllardaki mülteci krizinden çok daha büyük bir göç dalgasını tetikleme potansiyeline sahip.
Çevresel Tahribat: Petrol tesislerine yönelik saldırılar ve askeri mühimmat kullanımı, iklim krizini derinleştiren devasa karbon salınımlarına ve hammadde kayıplarına yol açıyor.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi