Türkiye İstatistik Kurumu işgücü verileri genç işsizliğin genel ortalamanın üzerinde seyrettiğini gösteriyor ve TÜİK’in 2024 işgücü istatistiklerine göre genel işsizlik oranı yaklaşık %8–9 bandında, genç işsizlik oranı ise %15–17 bandında seyrederken; Yükseköğretim Kurulu tercih eğilimleri öğrencilerin giderek “iş bulma ihtimali yüksek bölümlere” yöneldiğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu durum, üniversite tercihlerini hayal ve ilgi alanlarından çok ekonomik güvenlik temelinde yapıyor.
Türkiye’de üniversite tercihleri yalnızca ilgi ve yetenek üzerinden değil, ekonomik koşullar ve gelecek beklentileri üzerinden de şekilleniyor. Özellikle iş gücü piyasasındaki belirsizlik ve genç işsizlik oranlarına ilişkin veriler, adayların tercih davranışlarını doğrudan etkiliyor.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan işgücü istatistikleri, genç nüfusta işsizlik oranlarının genel ortalamanın üzerinde seyrettiğine işaret ediyor. 15–24 yaş grubunda işsizlik oranının yaklaşık %16 civarında olması, bu tabloyu güçlendiren temel göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor. Bu veriler, üniversite adayları arasında “mezuniyet sonrası iş bulabilme” kaygısını güçlendiren temel faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.
2024 YKS yerleştirme sonuçlarında yaklaşık 1 milyon adaya yakın öğrencinin yükseköğretim programlarına yerleştiği ve doluluk oranlarının %95’in üzerinde seyrettiği görülüyor. Öte yandan Yükseköğretim Kurulu tarafından paylaşılan yerleştirme ve tercih verileri, son yıllarda öğrencilerin özellikle yazılım, veri bilimi, yapay zekâ ve sağlık bilimleri gibi istihdam potansiyeli yüksek alanlara yöneldiğini gösteriyor. Bu yönelim, Yükseköğretimde “hayal ve yetenek odaklı tercih” yerine “piyasa uyumlu tercih” eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor.
GELECEK KAYGISI TERCİH DAVRANIŞINI BELİRLİYOR
Eğitim uzmanlarına göre öğrenciler artık tercih sürecinde yalnızca “Hangi bölümü istiyorum?” sorusunu değil, daha ziyade “Bu bölüm bana istihdam sağlar mı?” sorusunu merkeze alıyor.
Bu değişimde ekonomik belirsizlik, mezun işsizliği algısı ve eğitim maliyetlerinin artması gibi çeşitli nedenler etkili oluyor. Uzmanlar, öğrencilerin rasyonel bir bakışla daha “güvenli” görülen meslek alanlarına yöneldiğini belirtiyor.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE YENİ NESİL BÖLÜMLER ÖNE ÇIKIYOR
Yükseköğretim tercih eğilimleri, dijital dönüşümün etkisiyle birlikte teknoloji odaklı bölümlerde yoğunlaşma olduğunu ortaya koyuyor. Yazılım mühendisliği, yapay zekâ ve veri analitiği gibi alanlar, hem doluluk oranları hem de kariyer beklentileri açısından öne çıkıyor. Bunun yanında sağlık bilimleri de istihdam sürekliliği nedeniyle öğrenciler tarafından daha çok tercih edilen alanlar arasında yer almaya devam ediyor.
ÜNİVERSİTE DİPLOMASI TEK BAŞINA YETERLİ GÖRÜLMÜYOR
Son dönemde yaygınlık kazanan Türkiye’de üniversite diploması artık tek başına iş güvencesi sağlamıyor düşüncesi tercihlerde etkili oluyor. Bu durum, öğrencilerin tercih süreçlerinde daha stratejik ve temkinli davranmasına yol açıyor. Ortaya çıkan tablo, yükseköğretim sisteminin öğrenciler tarafından yalnızca eğitim değil aynı zamanda istihdam beklentisi, iş bulma kaygısı, eğitimin maddi yükü, mesleğin geleceği gibi birçok unsura bakarak değerlendirildiğini gösteriyor.
TÜİK ve YÖK verileri birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de üniversite tercihlerinin giderek daha ekonomik rasyonaliteye dayalı bir yapıya dönüştüğü görülüyor. Üniversite hâlâ önemli bir hedef olmayı sürdürse de artık tek başına güvenli bir gelecek garantisi olarak algılamıyor. Öğrenciler tercihlerini hayal ve yeteneklerinin yanısıra iş bulma kaygısıyla yapıyor.
Uzmanlara göre öğrencilerin bu eğiliminin önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşmesi, hem bölüm tercihlerinde hem de üniversite planlamalarında daha seçici bir yapıyı beraberinde getirmesi bekleniyor.
Haber: Rabia Kayıt