Modern hayatın yeni nesil odalarından; hızlı klavye tıkırtıları, kulaklıklardan çıkan çatışma sesleri ve komut veren çocuk sesleri yankılanıyor. Fakat bu gürültünün ortasında büyük bir sessizlik büyüyor. Onun adı duygusal kopuş. Oyun bağımlılığı, yeni dönemin en büyük tehlikelerinden biri durumunda. Bu oyun bağımlılığı, çocukların dış dünyayla olan bağını kopararak dijital bir krize dönüşüyor. Peki, oyun bağımlılığı çocukları nasıl değiştiriyor?
Modern hayatın yeni nesil odalarından; hızlı klavye tıkırtıları, kulaklıklardan çıkan çatışma sesleri ve komut veren çocuk sesleri yankılanıyor. Fakat bu gürültünün ortasında büyük bir sessizlik büyüyor. Onun adı duygusal kopuş. Oyun bağımlılığı, yeni dönemin en büyük tehlikelerinden biri durumunda. Bu oyun bağımlılığı, çocukların dış dünyayla olan bağını kopararak dijital bir krize dönüşüyor. Peki, oyun bağımlılığı çocukları nasıl değiştiriyor?
Bir çocuğun en doğal reflekslerinden biri merak duygusudur. Ancak artık bu merak doğaya ya da spora değil, oyunun bir sonraki bölümüne yönelmiş şekilde. Ebeveynlerin şikayetlerinden biri de çocukların fiziken orada olmasına rağmen ruhen başka evrenlerde yaşamaları. Çocukların zihinleri çevrimiçi arenalarda bulunuyor. Artık çocuklar yakınlarıyla bile göz teması kurmaktan kaçınıyor. Çocukların duygusal tepkileri bir yabancılaşma yaratıyor.
Oyun tasarımları, beynin ödül mekanizmasını sürekli şekilde tetiklemek üzerine kurulu. Gerçek yaşamda bir başarı elde etmek için kişi emek ve sabır göstermeli. Fakat dijital dünyada bu durum saniyeler içinde bölüm geçerek mümkün durumda. Hıza alışmış bir çocuk için gerçek hayatın yavaş akışı katlanılmaz bir hale getirebiliyor. İnternet kesildiği zaman ya da tablet elinden alındığında çocuk öfke kontrolsüzlüğü gösterebiliyor. Bu basit bir öfkeden daha çok bir yoksunluk krizini andırıyor. Çocukların sanal dünyadaki şiddet ve rekabet ortamı gerçek hayattaki acıya karşı duyarsızlaşmalarına sebep oluyor. Kişisel hijyenine önem vermemesi, uyku düzeninin bozulması, yemek yemeyi bile unutması, arkadaş çevresinden kopması, iletişimsizlik gibi davranışlar oyun bağımlılığının belirtilerindendir.
Dijital krizin en somut durumu da çocukların odalarını birer sığınak gibi görmesidir. Dış dünya belirsizliklerle, risklerle ve sorumlulukla doludur. Oyun dünyasında ise çocuklar her şeyi kontrol edebildiğini sanıyor. Aynı zamanda çocuklara sahte bir güç alanı sunuyor durumda. Bu yansıtılan sahte konfor ortamı çocukların sosyal becerisini geliştirmesini engelliyor. Çocukları gerçek hayata karşı savunmasız şekilde bırakıyor.
Aileler çözüm için ekranı kapatmak yerine çocuğun göreceği dünyayı daha cazip hale getirebilir. Bir şeyleri yasaklamak krizi tamamen ortadan kaldırmaz. Uzmanlara göre, ailelerin çocukla birlikte dijital dünyayı anlamayı ve sınırları bir rehber gibi çizmesi öneriliyor. Dijital krizle, teknolojiyi suçlayarak baş etmek mümkün gözükmüyor. Daha çok çocuklara gerçek bağları hatırlatmak önemli.
Haber: Meryem Veli