Fatih Altaylı’dan ‘Haset’ Dolu Gruplara Sert Rest!

Fatih Altaylı’dan ‘Haset’ Dolu Gruplara Sert Rest!
Yayınlama: 15.03.2026
Düzenleme: 14.03.2026 19:11
A+
A-

Türkiye’nin yerini dolduramayacağı en büyük değerlerinden biri olan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatı, ne yazık ki sadece yasla değil, çirkin bir karalama kampanyasıyla da karşılandı. Hocanın en yakın dostlarından gazeteci Fatih Altaylı, cenaze evinden yükselen “kin ve haset” dolu seslere karşı daha fazla sessiz kalamadı.

Halk TV ekranlarında canlı yayına katılan Altaylı, İlber Hoca’nın ardından “elitist” ve “üstten bakan” suçlamaları yapanlara, deyim yerindeyse ders niteliğinde bir yanıt verdi.

İlber Ortaylı’nın kaybının üzerinden henüz 24 saat geçmeden sosyal medyada ve bazı mecralarda başlayan eleştiriler, Fatih Altaylı’yı küplere bindirdi. Serhan Asker’in programında konuşan Altaylı, hocanın arkasından “İyi ki öldü” imasında bulunanlara ve akademik yetersizliğiyle hınç alanlara ateş püskürdü.

“Balkan Dilini Bilmeden Balkan Tarihçisi Olmaya Çalışıyorlar!”

Altaylı, özellikle bir akademisyenin İlber Ortaylı hakkındaki ağır yazılarına dikkat çekerek, bu nefretin arkasındaki ibretlik hikayeyi anlattı:

“Bakın, arkasından kötü konuşanlar kimler? Hiçbir eseri olmayan, iz bırakacak bir makalesi bile bulunmayan uç kesimler. Dün bir ‘akademisyen’ okudum, İlber’e kin kusuyor. Sebebi ne biliyor musunuz? Vaktiyle Balkanlar üzerine bir araştırma grubuna girmek istemiş, İlber de ona ‘Balkan dillerinden birini biliyor musun?’ diye sormuş. ‘Hayır’ cevabını alınca ‘Bana vaktimi kaybettirme’ demiş. Çok haklı! Dil bilmeden tarihçilik değil, ancak çeviri takipçiliği yaparsın. Şimdi o adam kalkmış, koskoca İlber’e sallıyor. Sen kimsin?”

“Kraliçe’ye Türkiye’yi O Gezdirdi”

İlber Ortaylı’nın sadece bir “tarihçi” olarak sınırlandırılmasının hata olduğunu savunan Altaylı, onun küresel bir saygınlığı olduğunu hatırlattı:

“İlber tarihçi falan değil, o onun milyon özelliğinden sadece biri. O gerçek bir alimdi, bir kültür devidir. Kraliçe Elizabeth Türkiye’ye geldiğinde, onu bu toprakların tarihini anlatması için seçilen kişi İlber’di. Bugün ona ‘elitist’ diyenler, onun toplumla barışık yanını görmezden geliyorlar. O sadece cehalete ve cehaletin cüretine kızardı.”

2026 yılında, İlber Ortaylı gibi bir dehanın ardından bile bu kadar “organize” bir nefretin çıkması, aslında Türkiye’deki kutuplaşmanın ve liyakatsizliğin en acı fotoğrafı. Fatih Altaylı’nın vurguladığı gibi; İlber Hoca’nın canını sıkan şey insanların bir şey bilmemesi değil, bilmedikleri halde “biliyor gibi” hüküm vermeleriydi. Görünen o ki, İlber Hoca vefatıyla bile “cahillere” ayna tutmaya devam ediyor.

HABER: Hatice ÇELİKEL

Kaynak: Haber Merkezi

REKLAM VERMEK İÇİN ARAYIN
0532 659 8130