Orta Doğu’da 28 Şubat’ta fitili ateşlenen savaş, İsrail’in topyekûn bir askeri hazırlığa girişmesiyle yeni bir boyuta evrildi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran’a karşı yürütülen hava harekatını desteklemek ve muhtemel bir kara çatışmasına hazırlık yapmak amacıyla 100 bin yedek askeri silah altına çağırdığını duyurdu.
İsrail’in İran stratejik hedeflerine yönelik başlattığı operasyona verilen resmî isim olan “Kükreyen Aslan” kapsamında, halihazırda 50 bin yedek askerin sahada olduğu, yeni çağrıyla bu sayının iki katına çıkarılacağı belirtildi. Başbakan Binyamin Netanyahu, yayımladığı video mesajda ordunun henüz “tam kapasite” ile devreye girmediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Operasyonun kararlılıkla sürdürülmesi talimatını verdim. Güçlerimiz şu an Tahran’ın kalbini vuruyor ve bu baskı önümüzdeki günlerde katlanarak artacak. Durmayacağız.”
Netanyahu’nun sert mesajlarının gölgesinde, İsrail iç cephesinde ağır bir darbe yaşandı. Pazar günü düzenlenen İran füze saldırısında Beit Shemesh kentinde en az 9 kişi hayatını kaybetti. Bu olay, 28 Şubat’ta başlayan çatışmaların İsrail tarafındaki en kanlı sivil kaybı olarak kayıtlara geçti.
Saldırıya ilişkin en dikkat çekici detay ise sirenlerin çalmaması oldu. El Cezire muhabiri Nour Odeh’in aktardığına göre; dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemlerinden biri olarak bilinen “Demir Kubbe” ve “Arrow” sistemlerinin neden devreye girmediği, İsrail kamuoyunda büyük bir güvenlik tartışması başlattı. IDF, sistemdeki bu “kör noktanın” nedenini araştırdığını açıklarken; uzmanlar, İran’ın yeni nesil balistik füzelerinin İsrail’in “yenilmezlik” imajını sarstığına dikkat çekiyor.
100 bin askerin seferber edilmesi, İsrail’in sadece hava operasyonlarıyla yetinmeyip, Lübnan sınırındaki Hizbullah tehdidine veya daha geniş çaplı bir bölgesel çatışmaya karşı “tam savaş düzenine” geçtiğini gösteriyor.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi