Çocuk Otell Kolejleri..
Çocuk Otelleri: Eğitimi Değil Konforu Satan Bir Sistem
Tülay Ataman – Köşe Yazısı
Türkiye’de özel okulların sayısı artarken, eğitimin niteliğine dair sorular azalıyor. Çünkü soru sormak, bu sistemde pek sevilmiyor. Yerine daha yumuşak, daha parlatılmış, daha “pozitif” bir dil tercih ediliyor. Çocuklar başarılı, veliler mutlu, okullar dolu. Peki ya eğitim?
Bugün birçok özel okul, eğitim kurumu olmaktan çok çocuk oteli işlevi görüyor. Uzun çalışma saatlerine sahip ebeveynler için çocukların güvenle bırakıldığı, beslenmesinin yapıldığı, ödevinin “hallettiği”, günün sonunda teslim alındığı pahalı mekânlar bunlar. Satılan şey çoğu zaman bilgi değil; konfor ve vicdan rahatlığı.
Aynı Müfredat, Farklı Fiyat
Bu okulların büyük bir kısmı, Millî Eğitim Bakanlığı’nın zorunlu müfredatını uyguluyor. Yani devlet okulunda verilen içerikle temelde aynı program. Fark nerede? Fiziksel imkânlarda, marka algısında ve en önemlisi pazarlama dilinde.
Devlet okullarının çalışma saatleri, modern hayatın temposuyla uyumlu değil. Bu bir tercih değil, bir zorunluluk hâline geliyor. Asgari ücretle geçinen, iki ebeveynin de çalışmak zorunda olduğu aileler için özel okul artık “lüks” değil, mecburi bir seçenek olarak sunuluyor. Ancak bu mecburiyet, çoğu zaman kredi kartı borçları, tüketici kredileri ve uzun vadeli finansal baskılarla ödeniyor.
Eğitim, böylece bir kamu hakkı olmaktan çıkıp borçla satın alınan bir hizmete dönüşüyor.
Pohpohlanan Çocuklar, Bilgilendirilmeyen Veliler
Özel okulların en dikkat çekici özelliklerinden biri, veli bilgilendirme sistemleri. Sürekli olumlu geri bildirimler, parlatılmış başarı hikâyeleri, “çok iyi”, “harika”, “mükemmel” kelimeleriyle dolu raporlar… Ancak bu raporların büyük bir kısmında gerçek bir pedagojik eleştiri yok.
Çocukların zorlandığı alanlar, davranış problemleri, akademik eksikleri çoğu zaman ya yumuşatılıyor ya da hiç söylenmiyor. Çünkü olumsuz geri bildirim, müşteri memnuniyetini düşürebilir. Oysa eğitim, memnuniyet odaklı bir hizmet değil; gelişim odaklı bir süreçtir.
Negatif dönüş almayan çocuk gelişmez. Gerçek geri bildirim almayan veli ise bilinçli karar veremez.
Eğitimin Amacı Ne Zaman Kayboldu?
Eğitimin amacı; çocuğu mutlu etmek, oyalamak ya da korunaklı bir fanusta büyütmek değildir. Eğitim; çocuğu hayata hazırlar, zorlar, sınırlarını gösterir, bazen başarısız olmasına izin verir. Bugün ise birçok özel okul, bu temel amacı kaybetmiş durumda.
Satılan şey eğitim değil;
– Güvenlik hissi
– Sosyal çevre
– “İyi okul” etiketi
– Ve en önemlisi: “Ben elimden geleni yaptım” duygusu
Ama pahalı olan her şey kaliteli değildir. Ve pahalıya satılan her sistem, doğru çalışıyor anlamına gelmez.
Özel okulların tamamı bu çerçevede değerlendirilemez. İstisnalar vardır. Ancak genel tablo şunu gösteriyor: Eğitim, giderek otelcilik mantığıyla işletilen, içeriği sabit ama fiyatı şişirilmiş bir sektöre dönüşüyor.
Asıl soru şu:
Çocuklarımızı gerçekten eğitiyor muyuz, yoksa sadece güvenli bir yerde mi tutuyoruz?
Bu soruyu sormadan, hiçbir okul “iyi” değildir.
Tülay Ataman