Erich von Däniken öldü.
Bu cümle, onu gerçekten okumuş olanlar için bir “haber”den çok, zihinsel bir çağın kapanışı gibi yankılanıyor. Çünkü Däniken, sadece kitap yazan bir popüler tarih anlatıcısı değildi; o, modern insanın düşünme konforunu bilinçli olarak bozan yazarlardan biriydi.
Akademi onu hiçbir zaman tam olarak sahiplenmedi. Bilim dünyası iddialarını çoğunlukla reddetti, hatta sert biçimde eleştirdi. Ama entelektüel tarih bize şunu öğretir: Bir düşünürün etkisi, her zaman haklı çıkmasıyla ölçülmez; bazen sorduğu soruların cesaretiyle ölçülür.
Däniken tam olarak bunu yaptı.
Tanrıların Arabaları, Yıldızlardan Gelen Tanrılar, Taştaki Mesaj… Bu eserler yalnızca “antik astronot teorisi”nin popülerleşmesini sağlamadı; insanlığın köken anlatılarını, mitolojiyi, kutsal metinleri ve arkeolojik bulguları alışılmışın dışında okumaya davet etti. Onu okurken insan şunu fark eder: Däniken kesinlik iddiasında bulunan bir bilim insanı gibi değil, ısrarla merak eden bir okur gibi yazar.
Ben onu bu yüzden okudum.
Ve iyi bir okuyucusu olduğumu söylemekten çekinmiyorum.
Çünkü Däniken’i okumak, inanmak demek değildir. Däniken’i okumak, düşünmeye izin vermektir. Modern çağda en zor olan da budur zaten. Bilginin hızla tüketildiği, ezberin kutsallaştırıldığı bir dünyada; o, “Ya bildiklerimiz eksikse?” sorusunu yüksek sesle sordu. Bu, akademik anlamda riskli ama entelektüel anlamda son derece kıymetli bir tavırdır.
Onu “bilim dışı” diye bir kenara itmek kolaydır. Ama asıl soru şudur:
Bilim, kendisini hiç rahatsız etmeyen sorularla mı ilerler, yoksa sınırlarını zorlayanlarla mı?
Erich von Däniken, bilimin sınırlarında dolaştı. Kimi zaman o sınırları ihlal etti, kimi zaman spekülasyonun cazibesine kapıldı. Ama her zaman insanlığın ortak hikâyesine başka bir pencereden bakmayı önerdi. Bu yönüyle o, bir teorisyenden çok entelektüel bir kışkırtıcıydı.
Bugün ardında bıraktığı miras, doğrulanmış tezlerden ziyade, uyanmış zihinlerdir.
Ve belki de en kalıcı olan budur.
Bazı yazarlar cevaplar bırakır.
Bazıları ise sorular…
Erich von Däniken, sorularıyla hatırlanacak.
Tülay Ataman