Burdur’un Bucak ilçesindeki binlerce yıllık Kremna Antik Kenti’nde süren kazılar, kentin tarihi dokusunu ortaya çıkarıyor. Antik kent, hem akademik çalışmalar hem de turizm açısından önemli bir potansiyele sahip.
Özet: Burdur’un Bucak ilçesinde bulunan Kremna Antik Kenti’nde devam eden kazılar, bölgenin tarihine ışık tutuyor. MAKÜ’nün yürüttüğü çalışmalar, antik kentin turizme kazandırılması için umut vadediyor.
Burdur’un Bucak ilçesine yolunuz düşerse, şöyle bir etrafınıza bakın. Binlerce yıllık bir geçmiş, toprak altında sessizce sizi bekliyor olabilir. İşte o sessiz bekleyiş, Kremna Antik Kenti’nde yapılan kazılarla bozuluyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden (MAKÜ) arkeologlar, adeta iğneyle kuyu kazarcasına, bu kadim kentin sırlarını gün yüzüne çıkarıyor.
Kremna, Pisidya Bölgesi’nin en önemli yerleşimlerinden biri olarak biliniyor. Taş taş üstüne konulmuş, yüzyıllara meydan okumuş görkemli yapıları, antik mimarinin gücünü gözler önüne seriyor. Kazı çalışmalarıyla ortaya çıkan kalıntılar, kentin ne denli zengin bir kültürel mirasa sahip olduğunu kanıtlıyor. Burdur’a yolu düşenler için, Kremna’yı ziyaret etmek adeta bir zaman yolculuğuna çıkmak gibi.
MAKÜ’nün bu titiz çalışmaları, sadece akademik çevrelerde değil, turizm sektöründe de heyecan yaratıyor. Kremna’nın keşfedilmesi, bölgeye hem bilimsel katkı sağlayacak hem de turizm potansiyelini artıracak gibi duruyor. Tıpkı Sagalassos ve Kibyra gibi, Kremna da Burdur’un tarihi zenginliklerine yeni bir halka ekleyecek.
Kazı çalışmalarını yerinde inceleyen MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, Kremna’nın turizme kazandırılmasının önemine dikkat çekiyor. “Burası, Sagalassos ve Kibyra gibi çok değerli bir antik kent. Hatta bazılarına göre çok daha güçlü bir hikayeye sahip,” diyor Rektör Dalgar. “Bu zorlu çalışmalar, ancak tutkuyla yapılabilecek bir iş. Üniversite olarak, sadece eğitim vermekle kalmıyor, şehrimizin gelişimine, kalkınmasına ve kültürel mirasına da katkı sunmayı önemsiyoruz. Bu nedenle, bu kazıları destekliyoruz.”
Rektör Dalgar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Başta kazı başkanımız olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ayrıca, tarihimize, arkeolojiye ve bu toprakların kültürel mirasına merak duyan herkesi, bu alanları ziyaret etmeye ve katkı sunmaya davet ediyorum.” Bu sözler, hem kazı ekibine moral veriyor hem de kamuoyunu Kremna’ya sahip çıkmaya çağırıyor.
Kazılara başkanlık eden MAKÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayça Polat Becks, antik kentin tarihi ve yürütülen çalışmalar hakkında önemli bilgiler veriyor. Kremna’nın M.Ö. 3. yüzyılda kurulduğunu belirten Becks, Roma İmparatoru Augustus döneminde kentin büyük bir gelişme gösterdiğini vurguluyor. Sütunlu caddeler, agoralar, tiyatrolar, hamamlar ve anıtsal yapılar, o dönemin ihtişamını gözler önüne seriyor.
Prof. Dr. Becks, özellikle 230 metre uzunluğundaki sütunlu caddenin, kentin ticari hayatının kalbi olduğunu söylüyor. “Burası, adeta Antik Çağ’ın çarşısıydı,” diyor Becks. “Kazılarda ortaya çıkan dükkânlar, üretim atölyeleri ve yerel ticaret ağı, Kremna’nın canlı bir ekonomik merkez olduğunu gösteriyor.” Bu cadde üzerinde yürürken, binlerce yıl öncesinin hareketli ticaret hayatını hayal etmek mümkün.
Kremna’nın sadece ticari değil, stratejik açıdan da önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Becks, “Adeta bir kartal yuvası gibi uçurumlarla çevrili bu kent, doğal bir korunak sağlıyordu,” diyor. “Hem Burdur–Antalya hattını hem de Isparta–Antalya güzergâhını kontrol etmesiyle, bölgenin en güçlü merkezlerinden biri haline gelmişti.” Kremna’nın bu konumu, onu hem askeri hem de ekonomik açıdan vazgeçilmez kılıyordu.
Yaklaşık 40 kişilik bilimsel ekibin yanı sıra, civar köylerden gelen 25-30 kişilik iş gücüyle kazıların sürdüğünü belirten Becks, multidisipliner çalışmalarla kentin sosyal, kültürel ve ekonomik yapısının daha iyi anlaşılmaya çalışıldığını ifade ediyor. Arkeologlar, tarihçiler, antropologlar ve diğer uzmanlar, Kremna’nın sırlarını çözmek için birlikte çalışıyor.
Prof. Dr. Becks, Kremna’nın sadece mimarisiyle değil, aynı zamanda su mühendisliği, heykelcilik, seramik ve cam atölyeleri gibi üretim alanlarıyla da Antik Çağ’a ışık tuttuğunu vurguluyor. “Kazılar ilerledikçe, kentin gizemli geçmişine dair pek çok soruya yanıt bulacağımıza inanıyoruz,” diyor Becks. Kremna’da üretilen eserler, o dönemin sanat anlayışını ve teknolojik yeteneklerini yansıtıyor.
Kremna’da yapılan kazılar, Burdur ve çevresinin tarihine ışık tutmaya devam ediyor. Her yeni keşif, kentin geçmişine dair yeni ipuçları sunuyor. Bu çalışmalar sayesinde, Kremna’nın sadece bir antik kent değil, aynı zamanda canlı bir yaşam alanı, bir ticaret merkezi ve bir stratejik nokta olduğunu öğreniyoruz. Belki bir gün, siz de Kremna’yı ziyaret ederek, bu kadim kentin büyüsüne kapılabilirsiniz.