Ayasofya-i Kebir Camii, yeniden ibadete açıldığı 2020’den bu yana yaklaşık 40 milyon ziyaretçiyi ağırlayarak önemli bir rekora imza attı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koordinasyonunda hem ibadet hem de kültürel miras olarak yaşatılmaya devam ediyor.
İstanbul, 23 Temmuz 2025 – Tarihin ve inancın buluştuğu nokta, İstanbul’un gözbebeği Ayasofya-i Kebir Camii, yeniden ibadete açıldığı günden bu yana ziyaretçi akınına uğramaya devam ediyor. Fethin sembolü olarak 481 yıl cami olarak hizmet verdikten sonra 1934’te müzeye dönüştürülen yapı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla 86 yıl sonra, 24 Temmuz 2020’de kılınan cuma namazıyla yeniden minberine kavuşmuştu. Aradan geçen beş yılda Ayasofya, yaklaşık 40 milyon ziyaretçiyi ağırlayarak adeta bir rekor kırdı.
Ayasofya’nın yeniden cami olarak hizmete girmesi, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı. Özellikle pandemi döneminin ardından, ziyaretçi sayısında gözle görülür bir artış yaşandı. Caminin ibadete açıldığı ilk günlerde oluşan yoğunluk, zamanla yerini daha düzenli bir akışa bıraksa da, ilgi hiçbir zaman azalmadı. Hatta, bazı günler ziyaretçi kuyruklarının Sultanahmet Meydanı’na kadar uzadığına şahit olduk. İstanbul’da yaşayanlar kadar, şehir dışından ve yurt dışından gelenler de bu tarihi yapıyı ziyaret etmek için adeta birbirleriyle yarıştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ayasofya’nın hem bir ibadethane hem de bir kültürel miras olarak yaşatılması için titiz bir çalışma yürütüyor. Caminin alt katı Müslümanların ibadetine ayrılırken, üst kat galeri bölümü ise yabancı turistlerin ziyaretine açık tutuluyor. Bu sayede, hem ibadet edenlerin huzuru korunuyor, hem de turistlerin yapıyı rahatça gezmeleri sağlanıyor. Yetkililer, bu uygulamanın ziyaretçi memnuniyetini artırdığını belirtiyor.
UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ayasofya’da, UNESCO’nun önerileri doğrultusunda hazırlanan ziyaretçi yönetim planı çerçevesinde yabancı turistlere çok dilli rehberler eşliğinde bilgilendirme yapılıyor. Bu rehberler, yapının tarihi, mimarisi ve sanatı hakkında ziyaretçilere detaylı bilgiler veriyor. Özellikle mozaikler ve hat sanatıyla ilgili anlatılanlar, turistlerin büyük ilgisini çekiyor.
Ayasofya-i Kebir Camii, yeniden ibadete açılmasıyla birlikte yılda yaklaşık 10 ila 15 milyon kişiyi ağırlıyor. Bu rakamlar, yapının sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda önemli bir turistik cazibe merkezi olduğunu da gösteriyor. Özellikle yaz aylarında, İstanbul’a gelen turistlerin ilk duraklarından biri Ayasofya oluyor. Cami çevresindeki esnaf da bu durumdan oldukça memnun. Hediyelik eşya satan dükkanlar, restoranlar ve kafeler, ziyaretçi yoğunluğundan dolayı işlerinin açıldığını belirtiyor.
Ayasofya, yeniden ibadete açılmasıyla birlikte sadece tarihsel rolünü yeniden üstlenmekle kalmadı, aynı zamanda bir ilim ve kültür merkezi olarak da faaliyet göstermeye başladı. Caminin içinde ve çevresinde çeşitli etkinlikler düzenleniyor, konferanslar veriliyor ve sergiler açılıyor. Bu etkinlikler, Ayasofya’nın sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda bir kültür ve sanat merkezi olduğunu da gösteriyor.
İstanbul’un manevi ve kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Ayasofya-i Kebir Camii, hem ibadet yeri hem de kültürel ve manevi rehberlik noktası olarak kentin en çok ziyaret edilen yapılarından biri olmaya devam ediyor. Caminin ziyaretçi akını, İstanbul’un turizm potansiyelini de artırıyor. Yetkililer, Ayasofya’nın bu yoğun ilgiyi hak ettiğini ve yapının gelecek nesillere aktarılması için ellerinden geleni yapacaklarını belirtiyor.
Ayasofya’yı ziyaret edenlerden Ayşe Teyze, “Ben çocukluğumdan beri Ayasofya’yı görmek isterdim. Müzeyken de gelmiştim ama cami olarak görmek bambaşka bir duygu. İçeri girdiğimde tüylerim diken diken oldu. Allah herkese nasip etsin,” diyerek duygularını dile getiriyor.
Tarihi yapı, hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ederken, İstanbul’un silüetindeki bu eşsiz mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmalar aralıksız sürüyor.