Milli Savunma Bakanlığı, Suriye’deki son gelişmeler ve Gazze’deki insani krize dair önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğüne verdiği destek yinelenirken, Gazze’deki durumun vahametine dikkat çekildi.
Özet: Milli Savunma Bakanlığı, Suriye’deki çatışmalar ve İsrail’in Şam’a yönelik saldırıları ışığında, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü destekleme konusundaki kararlılığını yineledi. Gazze’deki insani felaketin de altını çizen Bakanlık, uluslararası topluma harekete geçme çağrısında bulundu.
Ankara’dan gelen son haberler, Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) Suriye ve Gazze’deki gelişmelere ilişkin tutumunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bakanlık kaynakları, özellikle Süveyda kentindeki çatışmalar ve İsrail’in Şam’a yönelik saldırıları konusunda endişelerini dile getirirken, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini desteklemeye devam edeceğini vurguladı. Sanki bir satranç tahtası gibi, Ortadoğu’da her hamle dikkatle izleniyor ve Türkiye, bu karmaşık denklemin içinde yapıcı bir rol oynamaya çalışıyor.
MSB’den yapılan açıklamada, “Türkiye, Suriye’nin istikrarı ve tüm terör örgütleriyle mücadele konusunda kararlı tutumunu sürdürmektedir” denildi. Bu, aslında Ankara’nın Suriye’deki krize bakış açısının bir özeti gibi. Suriye yönetiminin resmi talebi doğrultusunda, savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik eğitim, danışmanlık ve teknik destek faaliyetlerinin de devam ettiği belirtildi. Yani, bir yandan terörle mücadele sürerken, diğer yandan Suriye’nin kendi ayakları üzerinde durabilmesi için destek sağlanıyor.
Son dönemde merak edilen konulardan biri de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye yönetimi arasındaki olası bir uzlaşı. Bakanlık, bu konudaki sorulara da yanıt verdi. 10 Mart’ta iki taraf arasında varılan mutabakatın sahaya yansımasının önemli olduğuna dikkat çekildi. “SDG, Şam yönetimiyle yaptığı anlaşmaya riayet ettiğini somut adımlarla göstermelidir. Gelişmeler, ilgili kurumlarımızca yakından izlenmektedir” açıklaması, Ankara’nın bu süreci yakından takip ettiğini ve somut adımlar beklediğini gösteriyor. Tıpkı bir bahar havası gibi, umutlar yeşeriyor ama temkinli olmakta fayda var.
İstanbul Fuar Merkezi, geçtiğimiz günlerde IDEF 2025 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’na ev sahipliği yaptı. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, fuarın ne kadar büyük bir organizasyon olduğunu rakamlarla ortaya koydu: 50 ülkeden 1.400’den fazla firma ve 219 heyete mensup 937 kişi. Aktürk, bu fuarın savunma sanayimizin ulaştığı seviyeyi dünyaya tanıtmak için önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Sahnedeki bir yıldız gibi, savunma sanayimiz de bu fuarda parladı.
Fuarda dikkat çeken bir diğer gelişme ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilen yerli SAR-56 piyade tüfeği ile İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda geliştirilen yerli motor “Levent”in envantere girmesi oldu. Bu, yerli üretimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz desek yeridir.
Savunma sanayii alanındaki işbirlikleri de hız kesmiyor. Eurofighter Typhoon savaş uçağıyla ilgili Birleşik Krallık ile tam kapsamlı bir anlaşma için mutabakat zaptı imzalandı. Bu anlaşma, iki ülke arasındaki savunma işbirliğini daha da güçlendirecek gibi duruyor.
Türkiye’nin terörle mücadelesi de tüm hızıyla devam ediyor. Aktürk, son bir haftada 4 PKK’lı teröristin teslim olduğunu, operasyon bölgelerinde teröristlere ait çok sayıda sığınak ve mühimmatın imha edildiğini bildirdi. Ayrıca, sınırlardan yasa dışı geçmeye çalışan 207 kişinin yakalandığı, bu yıl içinde yakalanan toplam kişi sayısının 3.959’a, engellenenlerin sayısının ise 43.630’a ulaştığı açıklandı. Bu rakamlar, sınır güvenliğimizin ne kadar önemli olduğunu ve bu konuda ne kadar titiz davranıldığını gösteriyor.
Suriye harekât alanlarında yürütülen “tünel imha” faaliyetleri de aralıksız sürüyor. Tel Rıfat ve Münbiç’te toplam 498 kilometrelik tünelin kullanılamaz hale getirildiği bilgisi paylaşıldı. Bu tünellerin imhası, bölgedeki terör örgütlerinin hareket kabiliyetini önemli ölçüde azaltıyor.
MSB’nin gündeminde Gazze de vardı. Aktürk, İsrail’in saldırılarının uluslararası hukuku hiçe saydığını ve sivilleri hedef aldığını ifade etti. “İnsani yardımların engellenmesi, temel yaşam ihtiyaçlarının kısıtlanması ve sivil altyapının yok edilmesi, Gazze’deki dramı insani bir felakete dönüştürmüştür” diyen Aktürk, uluslararası toplumu daha fazla can kaybının önlenmesi için ortak bir duruş sergilemeye çağırdı. Gazze’deki durum, kelimenin tam anlamıyla bir insanlık sınavı.
Kısacası, Türkiye hem kendi güvenliğini sağlamak hem de bölgedeki istikrara katkıda bulunmak için yoğun bir diplomasi ve operasyonel faaliyet yürütüyor. Suriye’deki gelişmelerden Gazze’deki insani krize kadar, her konu Ankara’nın radarında.