Dünya Zamanı Şaşırdı: Saatler Geri mi Alınacak?

Dünya Zamanı Şaşırdı: Saatler Geri mi Alınacak?
Yayınlama: 22.07.2025
A+
A-

Bilim insanları, Dünya’nın dönüş hızındaki artış nedeniyle ilk kez “negatif artık saniye” uygulamasını tartışıyor. Bu durum, günlük hayatımızdaki saatlerden, finansal sistemlere kadar birçok alanda aksaklıklara yol açabilir.

Dünya Zamanı Şaşırdı: Saatler Geri mi Alınacak?

Ankara’da sıcak bir Temmuz gününde, hepimiz günlük telaşımıza dalmışken, aslında hiç farkında olmadığımız bir şey oluyor. Gezegenimiz, Dünya, biraz daha hızlı dönüyor. Evet, yanlış duymadınız. Bilim insanları, Dünya’nın dönüş hızında yaşanan bu artışın, hayatımızdaki zaman algısını kökten değiştirebileceği konusunda uyarıyor. Peki bu ne demek oluyor? Saatler geri mi alınacak? Cep telefonlarımız şaşıracak mı? Gelin, bu ilginç konuyu biraz daha yakından inceleyelim.

Dünya Hızlanıyor: Neler Oluyor?

Uluslararası Dünya Dönüşü ve Referans Sistemleri Servisi ile ABD Deniz Gözlemevi’nin yaptığı ölçümlere göre, bu yaz Dünya’nın dönüş hızı dikkat çekici şekilde arttı. Öyle ki, 10 Temmuz 2024, kayıtlara “en kısa gün” olarak geçti. O gün, normalde olması gerekenden tam 1.36 milisaniye daha kısa sürdü. Belki de o gün, trafikte biraz daha az beklediniz ya da kahvenizi yudumlamaya daha çok vaktiniz oldu, kim bilir? Ama şaka bir yana, bu durumun ciddi sonuçları olabileceği belirtiliyor.

Peki, bir günün süresi neden değişiyor? Aslında, bir günün süresi, yani 24 saat, 86 bin 400 saniye olarak kabul edilse de, bu süre her gün ufak tefek değişiklikler gösteriyor. Bu değişikliklerin sebebi ise oldukça karmaşık. Ay’ın çekim gücü, atmosferdeki değişimler, hatta Dünya’nın içindeki lavların hareketleri bile bu süreyi etkileyebiliyor. Bu milisaniyelik farklar, bizim gibi sıradan insanlar için pek bir şey ifade etmese de, atom saatleri, GPS sistemleri ve iletişim altyapıları için hayati önem taşıyor.

Atom Saatleri Alarm Veriyor

1955’ten beri kullanılan atom saatleri, zamanı inanılmaz bir hassasiyetle ölçebiliyor. Bu saatler sayesinde Eşgüdümlü Evrensel Zaman (UTC) adı verilen bir zaman standardı oluşturulmuş durumda. UTC, Dünya’nın dönüş hızındaki ufak tefek sapmaları telafi ederek, zamanın düzenli akmasını sağlıyor. Ancak son zamanlarda Dünya o kadar hızlandı ki, UTC bu hıza yetişmekte zorlanıyor. Hatta 5 Temmuz 2024’te, ölçümlerin başladığı tarihten beri en kısa gün yaşandı: Tam 1.66 milisaniye daha kısa!

“Artık Saniye” Tarih mi Oluyor?

Eskiden, Dünya’nın dönüşü yavaşladığında, UTC’ye “artık saniye” ekleniyordu. Yani, bir saniyeliğine saatler durduruluyor, zaman dengeleniyordu. 1972’den beri bu işlem 27 kez yapıldı. Ancak son yıllarda bu uygulamaya ara verildi. Hatta 2022’de alınan bir kararla, 2035 yılına kadar artık saniyenin tamamen kaldırılması planlanıyor. Ama şimdi işler değişti. Eğer Dünya’nın dönüşü bu hızla devam ederse, bu kez UTC’den bir saniyenin çıkarılması gündeme gelebilir. Yani, saatlerimizden bir saniye silinecek. Henüz tarihte hiç uygulanmamış olan bu “negatif artık saniye”, teknoloji dünyasında ciddi sorunlara yol açabilecek potansiyele sahip.

Negatif Saniye: Teknoloji Alarmda

Peki, negatif artık saniye ne gibi sorunlara yol açabilir? Şöyle düşünün: 1972’de tanımlanan sistem sadece artı saniye eklemeye göre kurgulanmış. Eksi saniye ihtimali o zamanlar sadece teorik bir varsayımdı. Şimdi ise bu varsayım, yüksek teknolojili altyapılarımız için ciddi bir risk haline geldi. Finansal sistemlerden elektrik şebekelerine, GPS’ten iletişim altyapılarına kadar, zamanın hassas bir şekilde ayarlanmasına ihtiyaç duyan tüm sistemler bu durumdan etkilenebilir. Örneğin, bankaların para transferleri saniyelerle yapılıyor. Bir saniyelik bir kayma, büyük karışıklıklara yol açabilir. Aynı şekilde, uçakların iniş ve kalkış saatleri de saniyelere göre ayarlanıyor. Ufak bir zamanlama hatası, felaketlere neden olabilir.

Küresel Isınma Zamanı Yavaşlatır mı?

İşin ilginç yanı, küresel ısınma bu süreci beklenmedik bir şekilde yavaşlatıyor. Grönland ve Antarktika’daki buzulların erimesi, Dünya’nın kütle dağılımını etkileyerek dönüşünü yavaşlatıyor. NASA’ya göre, bu buzullar 1993’ten beri deniz seviyesindeki yükselmenin üçte birinden sorumlu. Zürih’teki İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nden Benedikt Soja’nın yaptığı araştırmalar, bu erimenin Dünya’nın dönüş ekseninde de değişikliklere yol açtığını gösteriyor. Soja’ya göre, eğer sera gazı salımı bu hızla devam ederse, iklim değişikliğinin etkisi, Ay’ın milyarlarca yıllık etkisinden bile baskın hale gelebilir. “Şu anda hâlâ doğal sınırlar içinde olabiliriz,” diyen Soja, uzun vadede Dünya’nın yeniden yavaşlama ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Gelecek Ne Gösterecek?

California Üniversitesi Scripps Oşinografi Enstitüsü’nden Prof. Duncan Agnew, 1972’den beri genel bir hızlanma eğilimi olduğunu ancak bu sürecin borsa grafiği gibi inişli çıkışlı ilerlediğini söylüyor. Agnew’e göre, Ay’ın konumu ve gelgitlerin etkisi, Dünya’nın dönüşünü kısa vadede etkileyen temel faktörler arasında yer alıyor. Yaz aylarında atmosferdeki jet akımlarının yer değiştirmesi ve sıvı çekirdeğin yavaşlaması gibi nedenlerle Dünya’nın dış katmanları daha hızlı dönmeye başlıyor. Bu doğal etkileşimler sayesinde hangi günlerin daha kısa süreceği önceden tahmin edilebiliyor. Ancak bu tahminler bir yıldan uzun vadeye uzatılamıyor.

Sonuç olarak, Dünya’nın dönüş hızındaki bu değişim, hem bilim insanlarını hem de teknoloji dünyasını yakından ilgilendiriyor. Negatif artık saniye uygulamasının hayata geçirilip geçirilmeyeceği, önümüzdeki yıllarda netlik kazanacak. Ancak şimdiden, bu durumun potansiyel etkileri üzerine kafa yormak ve gerekli önlemleri almak gerekiyor. Kim bilir, belki de gelecekte saatlerimize bakıp, “Acaba bu saniye silinmiş miydi?” diye düşüneceğiz.

REKLAM VERMEK İÇİN ARAYIN
0532 659 8130