Suriye’nin kuzeydoğusunda, terör örgütü DEAŞ mensupları ve ailelerinin tutulduğu en büyük merkez olan El Hol Kampı‘nda son derece kritik bir hareketlilik yaşanıyor. Bölgedeki dengeleri sarsan ve Türkiye’nin sınır güvenliğini doğrudan ilgilendiren bu kaçış hadisesi, Suriye sahasındaki hızlı değişimlerin bir sonucu olarak patlak verdi.
Ocak ayının sonlarından itibaren bölgedeki askeri hareketlilik kampın güvenliğini tamamen sarstı:
Kontrol Değişimi: 20 Ocak 2026’da SDG (Suriye Demokratik Güçleri), uluslararası toplumun desteğini çekmesini gerekçe göstererek kamptan çekildiğini duyurdu. Hemen ardından kampın kontrolü, Suriye hükümet güçleri (Şam) ve bazı bölgelerde HTŞ bağlantılı grupların eline geçti.
10 Saatlik Boşluk: SDG’nin çekilmesi ile yeni güçlerin yerleşmesi arasındaki 10 saatlik denetimsizlik sürecinde, aralarında tehlikeli militanların da bulunduğu yüzlerce DEAŞ’lı ailenin kamptan kaçtığı doğrulandı.
İmha ve Firar: Şam yetkilileri, SDG’nin çekilirken cezaevi kapılarını açık bıraktığını iddia ederken, kaçan teröristlerin bir kısmının uyuyan hücrelerle irtibata geçtiği bildiriliyor.
Kampın boşalmaya başlamasıyla birlikte ABD, en tehlikeli unsurları koruma altına almak için operasyonlarını hızlandırdı:
Irak’a Transfer: ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), 13 Şubat 2026’da yaklaşık 5.700 DEAŞ’lı teröristi Suriye’den alarak Irak makamlarına teslim ettiğini açıkladı.
Hava Operasyonları: ABD ordusu, Şubat ayı boyunca Suriye’de DEAŞ’ın yeniden toparlanmasını engellemek amacıyla 30’dan fazla hedefe 10 ayrı hava saldırısı düzenledi.
Bir dönem 24.000 kişiye ev sahipliği yapan kampın “insanlık dışı” şartları nedeniyle tamamen tasfiye edilmesine karar verildi:
Yeni Adres Akburhan: Kampta kalan son gruplar, 17 Şubat’tan itibaren Halep kırsalındaki Akburhan konteyner kentine taşınmaya başlandı.
Türk Firmaların İmzası: Bu yeni konteyner kentin inşasında Türk firmalarının yer aldığı ve yaklaşık 6.000 kişilik kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor.
El Hol Kampı’ndan gerçekleşen bu kontrolsüz kaçışlar, Türkiye için birkaç yönden risk teşkil ediyor:
Sınır Güvenliği: Kaçan militanların bir kısmının Türkiye sınırına yakın bölgelere veya İdlib hattına sızma ihtimali yüksek.
Uyuyan Hücreler: Serbest kalan unsurların bölgedeki DEAŞ hücrelerini canlandırarak Türkiye içindeki güvenliği de dolaylı yoldan tehdit etmesinden endişe ediliyor.
Yeni Göç Dalgası: Kamptan kaçan sivillerin ve ailelerin çatışma bölgelerinden kaçarak Türkiye sınırına yönelme riski bulunuyor.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi