Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki gerilim, diplomasi masalarından savaş gemilerinin gölgesine taşınırken; uzmanlar kritik bir soruyu sormaya başladı: Donald Trump, vaat ettiği barışın peşinde mi, yoksa müttefikleri tarafından geri dönüşü olmayan bir tuzağa mı çekiliyor?
Cenevre’de bugün tarihi bir gün yaşanıyor. Bir yanda Rusya, Ukrayna ve ABD yetkilileri; diğer yanda ise İran ve ABD heyetleri masada. Ancak masadaki sakinlik, sahadaki barut kokusunu bastırmaya yetmiyor. Trump yönetimi İran’dan üç kritik nükleer tesisini sökmesini ve füze programını durdurmasını talep ederken, İran tarafı bu şartları “Egemenliğe saldırı” olarak niteliyor.
Diplomatik temaslar sürerken askeri yığınak hızıyla devam ediyor. ABD’nin dev uçak gemisi Gerald Ford, Girit’ten ayrılarak İsrail’e doğru yola çıktı. F-22 hayalet uçakları ve bombardıman uçaklarının bölgeye kaydırılması, Washington’un “caydırıcılık mı” yoksa “topyekûn bir operasyon mu” planladığı sorusunu akıllara getiriyor.
Analistlere göre Trump, kendi içinde büyük bir çelişki yaşıyor. “Savaşları bitireceğim” diyerek iktidara gelen Trump, şimdi Orta Doğu’nun en büyük kaosunun tam merkezinde. Amerikan kamuoyunun %56’sı bu müdahalenin doğruluğundan şüphe ederken, kulislerde konuşulan iddia tüyler ürpertici: Ziyonist lobisi ve bazı danışmanları, Trump’ı İran’la bir çatışmaya sokarak seçimlerde koltuğunu kaybetmesini mi hedefliyor?
Trump’ın strateji ekibi ise kamuoyuna bir “meşru müdafaa” hikayesi sunmaya hazırlanıyor. Plan basit ama riskli: Önce İsrail İran’a saldırsın, İran misilleme yapsın, ABD ise “İsrail’i koruyoruz” diyerek savaşa dahil olsun.
Bu karmaşanın ortasında dikkat çeken bir diğer gelişme ise Hindistan Başbakanı Modi’nin İsrail ziyareti oldu. Netanyahu ile kol kola giren Modi, bölgede yeni bir ekonomik koridorun (Hayfa merkezli) temellerini atarken, Netanyahu’nun tarihsel bir çarpıtmayla Osmanlı’yı “işgalci” ilan edip Hintli askerlerin o dönemdeki rolünü övmesi, bölgedeki jeopolitik dengelerin ne kadar keskinleştiğini gösteriyor.
Haberin arka planında ise sessiz bir savaş daha yürüyor. Rus istihbaratı, Türk Akımı ve Mavi Akım boru hatlarına yönelik sabotaj hazırlıkları konusunda uyarıda bulunurken; savaş alanlarında kullanılan yapay zekalı robotlar ve robot rahipler, insanlığın gelecekteki “öğrenme ve savaşma” şeklini kökten değiştiriyor.
Dünya belki de yüzyılda bir gelecek büyük bir kırılma anının eşiğinde. Eğer Trump, İran ile “anlaşmalı” bir saldırı yapıp itibarını kurtaramazsa, başlayacak olan yangının sadece Tahran’ı değil; Bağdat’ı, Şam’ı ve tüm bölgeyi içine çekmesi işten bile değil.
Yarın sabah, sadece bir günün başlangıcı değil, yeni bir dünya düzeninin ilk sayfası olabilir.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi