Dünya yine nefesini tuttu. ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan sabahı bir zaman yolcusunun elinde mikrofonla konuşur gibi, tüm dünyaya mesajını iletti. Bir yanda Amerikan bayrakları, öbür yanda NASA’dan fırlatılmış gibi duran göz alıcı hologramlar… Ve tabii ki Trump: “Ben buradayım, dünya beni dinleyecek!”
İtiraf edelim, Trump’ın bu konuşması öylesine fantastikti ki, insan ister istemez kendini bir çizgi film evreninde hissediyor. Beyaz Saray, bir anda Hogwarts’ın Büyük Salonuna mı dönüştü, yoksa sadece biz mi öyle hissettik? Kim bilir… Ama bir gerçek var: Konuşma sırasında ABD’nin neredeyse tüm resmi kurumları, sanki bir karikatür figürü gibi sahnedeydi. Pentagon’un kendi ordusunu yönetmekten çok, Trump’ın saç stiline ve jestlerine odaklandığını gözlemledik.
Trump’ın sözleri, İran’dan Hürmüz Boğazı’na kadar uzanan coğrafyada yankı buldu. Ama bir noktada durup düşündüm: Acaba Trump, dünya barışı mı sağlıyor, yoksa global bir sitcom’un başrolünü mü oynuyor? Mesela, Beyaz Saray’daki danışmanların “Başkanım, bu mesaj çok ciddi!” demesiyle, Trump’ın “Endişelenmeyin, ben her şeyi tweetlerim!” demesi neredeyse komik bir senaryo sahnesi gibiydi.
Fantastik dünyamızda Trump konuşurken, dünya liderleri bir yandan ciddiyetle dinliyor, bir yandan gizlice popcorn yiyor olabilirler. ABD’nin dış politikası, bu fantastik evrende bir çocuk masalına dönüşmüş gibi: kahraman var, ejderha var (ya da İran… kim bilir?), ve tabii ki bir kral (Trump) tüm ülkeyi kurtarmaya çalışıyor.
Sonuç? Dünya bir kez daha ABD’nin kendine has mizah anlayışı ve dramatik tiyatrosu karşısında donakaldı. Biz izleyiciler, popcornlarımızla ekran başında Trump’ın sözlerini beklerken, bir yandan da “Acaba bu mesajı uzaylılar da mı dinliyor?” sorusunu soruyoruz. Fantastik bir dünyanın gerçekliği, işte tam da burada başlıyor: ABD her zaman kendi kendine bir kahkaha sahnesi yaratmayı başarıyor.
Tülay Ataman