Sinop İç Kalesi’ndeki Tarihi Cezaevi, yenilenen yüzüyle kapılarını açmasının ardından kısa sürede 100 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayarak büyük ilgi gördü. Restorasyonla müze haline getirilen cezaevi, geçmişi ve kültürel mirası bir arada sunuyor.
SİNOP-BHA – Helenistik Dönem’den bu yana ayakta kalan Sinop İç Kalesi’nin kalbinde yer alan Tarihi Sinop Cezaevi, yeni kimliğiyle ziyaretçi akınına uğruyor. Avrupa Birliği’nin desteklediği “Ortak Kültürel Miras: Türkiye ve AB Arasında Koruma ve Diyalog İnşası (Faz II)” projesi sayesinde restore edilerek müzeye dönüştürülen yapı, açıldığı günden bu yana büyük ilgi görüyor.
Cezaevinin 3 bin 469 metrekarelik alanında yapılan düzenlemelerle, geçmişin izlerini taşıyan özel bölümler oluşturuldu. Ziyaretçiler, cezaevinin tarihine tanıklık ederken aynı zamanda kültür ve medeniyet temalı sergileri de gezme fırsatı buluyor. Cezaevi, adeta geçmişle bugünü buluşturan bir köprü görevi görüyor.
Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Güzel, cezaevinin 2020’de başlayan restorasyon, teşhir ve tanzim çalışmalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özenli çalışmalarıyla 5 Haziran 2025’te kapılarını açtığını belirtti. Güzel, “Tarihi Cezaevimiz artık yaşayan bir müze. Kültürel ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapabilecek alanlarıyla geçmişi bugüne, bugünü ise geleceğe taşıyor,” dedi. Açıldığı günden bu yana ziyaretçi sayısının oldukça yüksek rakamlara ulaştığını da sözlerine ekledi.
Peki bu ilgi neden bu kadar büyük? Belki de cezaevinin duvarları arasında saklı kalan hikayeler, Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutması ve insanların merak duygusunu cezbetmesi. Kim bilir, belki de ünlü isimlerin bir zamanlar burada mahkum olması, burayı daha da gizemli kılıyor.
Fatih Güzel, hafta sonları ziyaretçi sayısının 2 bini aştığını ve 5 Haziran ile 15 Ağustos arasındaki dönemde toplam 101 bin 286 kişinin cezaevini ziyaret ettiğini vurguladı. Bu rakam, 2020 öncesindeki ziyaretçi sayılarının iki katına denk geliyor. Bu artış, yapılan restorasyon çalışmalarının ve cezaevinin müzeye dönüştürülmesinin ne kadar yerinde bir karar olduğunu da gösteriyor.
Zonguldak’tan ailesiyle birlikte gelen Bekir İlkay Öztürk, henüz açılmayan bölümleri de görmek istediklerini dile getirdi. Özellikle mahkum koğuşlarıyla ilgili daha fazla görsel ve sözel bilgiye ihtiyaç duyduklarını belirten Öztürk, “Kapalı alanların da bir an önce açılmasını bekliyoruz,” şeklinde konuştu. Anlaşılan o ki, ziyaretçiler cezaevinin tüm sırlarını keşfetmek için sabırsızlanıyor.
Samsun’dan gelen Ebrar Çakar ise cezaevini 2016’da ziyaret ettiğini hatırlatarak, restorasyon sonrası yapının modernleştirildiğini ancak mistik havasının biraz azaldığını ifade etti. Yine de yeni düzenlemeyi beğendiğini söyleyen Çakar, cezaevinin geçmişiyle bağını koparmadan yenilenmesinin önemli olduğunu vurguladı. Yanında bulunan Mustafa Mert Çakar da müzeyi beğendiklerini, ancak henüz ziyarete açılmayan alanların da bir an önce tamamlanmasını beklediklerini belirtti.
Tarihi Sinop Cezaevi, sadece bir yapı değil, aynı zamanda Türkiye’nin siyasi ve kültürel tarihine tanıklık etmiş bir mekan. İçerisinde Sabahattin Ali, Refik Halit Karay gibi ünlü isimlerin de yattığı biliniyor. Bu isimler, cezaevinin duvarları arasında yazdıkları eserlerle Türk edebiyatına damga vurmuşlardır. Cezaevinin müze olarak yeniden işlevlendirilmesi, bu tarihi ve kültürel mirası koruma altına almak ve gelecek nesillere aktarmak için önemli bir adım.
Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, cezaevinin henüz ziyarete açılmayan bölümlerini de en kısa sürede tamamlayarak ziyaretçilerin tüm yapıyı keşfetmelerini sağlamayı hedefliyor. Ayrıca, cezaevinde çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenerek yapının yaşayan bir müze olarak kalması amaçlanıyor. Sinop’a yolu düşen herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken bu tarihi mekan, geçmişin izlerini sürmek ve Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık etmek isteyenler için kaçırılmaması gereken bir fırsat.
Unutmadan ekleyelim; Sinop’a gitmişken sadece cezaevini görmekle yetinmeyin. Şehrin meşhur mantısını yemeden, Hamsilos Koyu’nu ziyaret etmeden dönmeyin. Çünkü Sinop, sadece tarihiyle değil, doğal güzellikleriyle de büyüleyici bir şehir.