ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş Orta Doğu’da gerilimi gittikçe tırmandırıyor. 11. gününde de askeri saldırılar ve misillemeler devam ediyor. Savaşın taraflarından peş peşe açıklamalar gelirken çatışmalardan en çok yarayı siviller alıyor.
Ülkeler arasında yaşanan savaşta, medya daha çok askeri saldırılara ve bölgedeki son gelişmelere odaklanarak haberleri verir. Savaştan etkilenen siviller geri planda ve sayıdan oluşan ibareler olarak saldırıların gölgesinde kalır.
Savaşta hedef alınan yerleşim alanlarında yaşayan birçok sivil evsiz kalıyor. Bölgenin alt yapısının zarar görmesi, sağlık ve güvenlik alanlarının yok olması sivil göçüne neden oluyor.
Sivillerin temiz su, temiz gıda gibi yaşamsal ihtiyaçlara erişememesi göçün temel sebeplerinden biri. Elektrik, internet, su, sağlık alt yapılarının zarar görmesi savaşın ortasında kalan sivil aileleri göçe mecbur bırakıyor. İnsanların çalıştıkları yerlerin yok olması sivilleri ekonomik olarak yıpratırken çalışabilecekleri, mesleklerini icra edebilecekleri, geçimini sağlamak için başka ülkelere giderek kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışıyorlar.
Göç, sivilleri ekonomik ve toplumsal olarak zor durumda bırakıyor. Yeni bir ülkeye gelen siviller; eğitim, sağlık, gıda, barınma, iş bulamama, ülkeye uyum sağlama konularında zorluklarla karşı karşıya kalıyor.
Bireyler sadece ekonomik olarak değil psikolojik olarak da etkileniyor. Doğup büyüdüğü ülkeden uzakta ülkesinde savaş yaşanırken başka bir ülkede başka bir dile, dine, inanca, sosyal yapıya, kültüre uyum sağlamak mecburiyetinde kalıyor.
Göç alan ülke de gelen bireylerle alt yapılarda güçlük çekebiliyor. Temel ihtiyaçlar ve hizmetlerde baskı, yoğunluk ve yetişememeyle karşılaşıyor.
Ülkenin vatandaşları tanımadıkları ve bilmedikleri insanlarla ve kültürle tanışıyorlar. Bu durum kültürel çeşitliliği sağlarken uyum sağlayamama, birlikte yaşamakta güçlük çekme, bazı yetersizliklerden dolayı göçmenleri suçlamayı da beraberinde getirebilir.
Gülşah Engin