İslam dünyası, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni de içinde barındıran Ramazan ayının son günlerine yaklaşırken, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bu özel zaman dilimindeki ibadet ve cömertlik anlayışı müminler için eşsiz bir rehber olmaya devam ediyor.
Ramazan ayı, sadece bir oruç mevsimi değil, aynı zamanda ruhun arındığı, yardımlaşmanın zirveye ulaştığı ve “tam zamanında” yapılan iyiliklerin katlanarak değer kazandığı kutsal bir dönemdir. Peygamber Efendimiz’in hayatını incelediğimizde, O’nun bu ayda sergilediği cömertliğin ve ibadet aşkının, bizlere çizdiği ufuk çizgisi hayranlık uyandırıyor.
Hadis kaynaklarında nakledilen bilgilere göre, Hz. Peygamber insanların en cömerdiydi. Ancak O’nun bu vasfı, Ramazan ayında adeta bir çağlayana dönüşürdü. İbni Abbâs (r.a.), Efendimiz’in bu halini, “esmek için engel tanımayan bereketli bir rüzgâra” benzetir.
Nasıl ki müjdeli bir rüzgâr, yağmur bulutlarını hızla taşıyıp susuz topraklara hayat verirse; Resûlullah da Ramazan geldiğinde, kendisine ulaşan her hayrı ihtiyaç sahiplerine öyle hızlı ve ayrım gözetmeden ulaştırırdı. Bu cömertliğin en büyük kaynağı ise her gece Hz. Cebrâil ile buluşup Kur’an-ı Kerim’i karşılıklı olarak okumaları, yani “mukabele” etmeleriydi. Kur’an ile hemhal olmak, O’nun gönlündeki iyilik pınarlarını daha da coşturuyordu.
Ramazan’ın son on günü girdiğinde ise Efendimiz’in hayatında bambaşka bir titizlik başlardı. Hz. Aişe’nin (r.anha) aktardığına göre, Efendimiz bu günlerde adeta dünyevi işlerden tamamen elini çeker, tabiri caizse “kulluğa soyunurdu.”
Gecelerin İhyası: Sadece kendisi ibadet etmekle kalmaz, ev halkını da bu manevi iklimden mahrum bırakmamak için uyandırırdı.
İtikâf Sünneti: Kadir Gecesi’ni kaçırmamak ve Rabbine daha yakın olabilmek adına mescitte itikâfa çekilir, vaktinin her saniyesini zikir, dua ve tefekkürle geçirirdi.
Bu nebevi gelenek, bugünün insanına çok önemli bir ders veriyor: İyilik, sadece imkân olduğunda değil, vaktin bereketiyle birleştiğinde gerçek değerine ulaşır. Ramazan’da sâlih kişileri ziyaret etmek, her zamankinden daha fazla Kur’an okumak ve çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine “bereketli bir rüzgâr” gibi yetişmek, Hz. Peygamber’in izini takip etmenin en samimi yoludur.
Unutmamalıdır ki; mevsiminde açan çiçek gibi, tam zamanında uzatılan bir el, gönüllerdeki en derin yaraları sarmaya yeter de artar bile.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi