Japonya’daki Ichikawa City Zoo’da yaşayan küçük maymun Punch, günlerdir milyonların ekranında.
Yanından ayırmadığı peluş maymuna sarılıyor, onunla uyuyor, dışlandığında ona koşuyor.
Basit bir hayvan videosu değil bu.
Bu, dijital çağın aynası.
Punch’ın hikâyesi önce duygulandırdı, sonra viral oldu.
Peki neden?
Çünkü o peluş oyuncak, aslında insanlığın kaybettiği bir şeyi temsil ediyor: temas.
Dijital Dünya Bağlantı Sağladı, Bağ Kuramadı
Bugün milyonlarca insan aynı anda birbirine bağlı.
Ama kaçımız gerçekten birine sarılabiliyoruz?
Punch’ın oyuncak maymuna sarılması içimizde ilkel bir yere dokunuyor.
Anne sıcaklığına.
Korunma hissine.
Koşulsuz güvene.
Sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan o görüntü, bilinçaltımızda şunu fısıldıyor:
“Ben de böyle bir güven alanı istiyorum.”
Çocuklar ve Peluş Bağ
Bir çocuğun peluşa bağlanması psikolojide “geçiş nesnesi” olarak tanımlanır.
Punch’ın oyuncak maymuna kurduğu bağ tam da bu.
Şimdi soralım kendimize:
Sabah 07.30’da okula bırakılan,
Akşam karanlığında alınan,
Anne-babası çalışmak zorunda olan çocuklar…
Onlar da görünmez peluşlara mı sarılıyor?
Tablet mi?
Telefon mu?
Bir YouTube karakteri mi?
Gerçek Hayata Özlem
Punch viral oldu çünkü insanlar gerçek bir bağ gördü.
Dijital çağın en büyük paradoksu şu:
Hiç bu kadar bağlı olmamıştık,
Hiç bu kadar yalnız da olmamıştık.
Bir maymunun peluşa sarılması, milyonlarca insanın içindeki özlemi tetikledi.
Özlem neydi?
Çünkü insanlar bilinçsizce şunu yaptı:
“Ben de bunu özlüyorum.”
Algoritma Neyi Sevdi?
Algoritma dramı sever.
Algoritma kırılganlığı sever.
Algoritma empatiyi tetikleyen görüntüyü büyütür.
Ama insanlar sadece algoritma yüzünden paylaşmadı.
Paylaştılar çünkü Punch’ın peluşu, modern insanın eksik parçasıydı.
Dijital Ebeveynliğe Bir Not
Bugün çocuklarımızın hayatında:
Tabletler,
Dijital karakterler,
Çocuk otelleri gibi hizmet veren kolejler..
Yapay zekâ dostlar…
Ama hiçbir ekran, bir annenin boynuna sarılmanın yerini tutamaz.
Aslında..
Punch’ın peluş maymunu bize bir şey öğretti:
İnsanlık teknolojiye değil, temasa aç.
Gerçek bağa aç.
Gerçek şefkate aç.
Belki de bu yüzden milyonlarca insan küçük bir maymunun peluşuna sarılışında kendini gördü.
Çünkü hepimiz, bir yerlerde sarılacak bir “gerçek” arıyoruz.
Tülay Ataman