Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Ankara ziyaretinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi. Görüşmelerde Suriye ve Gazze’deki gelişmeler ele alınırken, iki ülke Suriye’de kapsayıcı bir siyasi çözümden yana olduklarını yineledi.
Ankara, 12 Ağustos 2025 – Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati’nin Ankara ziyareti, bölgesel gelişmeler açısından önemli mesajlar içeriyordu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yapılan görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Suriye’deki durumdan Gazze’deki insani krize kadar birçok konu masaya yatırıldı. İki bakanın ortak vurgusu ise Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve kapsayıcı bir siyasi çözümün gerekliliği oldu.
Abdulati, basın toplantısında yaptığı açıklamada, Mısır ve Türkiye’nin Suriye’de kimseyi dışlamayan, tüm kesimleri kapsayan bir siyasi çözümden yana olduğunu belirtti. “Suriye’nin geleceği, tüm Suriyelilerin katılımıyla şekillenmeli” diyen Abdulati, ülkedeki farklı grupların temsil edildiği bir yönetim modelinin önemine dikkat çekti. Bu açıklama, Suriye’deki iç savaşın sona erdirilmesi ve kalıcı bir barışın sağlanması için diplomatik çabaların sürdüğünü gösteriyor. Ankara’daki kaynaklar, bu türden temasların önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini belirtiyor.
Peki, bu “kapsayıcı çözüm” tam olarak ne anlama geliyor? Uzmanlar, Suriye’deki Kürt nüfusun, farklı etnik ve dini grupların yönetimde temsil edilmesinin, ülkenin geleceği açısından kritik olduğunu vurguluyor. Aksi takdirde, dışlanmış grupların yeniden silahlanarak çatışma ortamına dönmesi kaçınılmaz olabilir. Bu nedenle, Mısır ve Türkiye’nin ortak vurgusu, Suriye’deki tüm aktörlerin bir araya gelerek uzlaşması gerektiği yönünde.
Görüşmelerde Gazze’deki insani kriz de önemli bir gündem maddesiydi. Abdulati, Gazze’de yaşananların kabul edilemez olduğunu ve bölgeye acil insani yardım ulaştırılması gerektiğini vurguladı. “Gazze’deki insanların temel ihtiyaçları karşılanmalı, sağlık hizmetlerine erişimleri sağlanmalı” diyen Abdulati, uluslararası toplumu bu konuda daha fazla sorumluluk almaya çağırdı. Gazze’deki durumun, sadece insani bir kriz olmanın ötesinde, bölgesel istikrarı da tehdit ettiğini belirten uzmanlar, kalıcı bir çözüm bulunmaması halinde, yeni çatışmaların yaşanmasının kaçınılmaz olabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiği Ankara’da, Gazze’ye yönelik insani yardım çalışmalarının artırılması için çeşitli girişimlerde bulunuluyor. Türk Kızılayı ve diğer sivil toplum kuruluşları aracılığıyla bölgeye gıda, ilaç ve tıbbi malzeme yardımı yapılıyor. Ancak, yardımların Gazze’ye ulaştırılmasında yaşanan zorluklar, uluslararası toplumun daha etkin bir rol oynaması gerektiğini gösteriyor.
Abdulati, basın toplantısında uluslararası hukukun herkes için geçerli olması gerektiğini vurguladı. “Bir ülkenin içişlerine, sadece taraflardan birinin elinde daha fazla silah bulunduğu gerekçesiyle müdahale edilemez” diyen Abdulati, bu ilkenin tüm ülkeler için geçerli olması gerektiğini savundu. Bu açıklama, son dönemde yaşanan bazı bölgesel çatışmalara gönderme niteliği taşıyor. Uluslararası hukukun ihlal edilmesinin, sadece ilgili ülkelerde değil, tüm dünyada istikrarsızlığa yol açabileceği belirtiliyor.
Uluslararası hukuk konusunda uzman olan Prof. Dr. Ayşe Demir, Abdulati’nin bu sözlerinin, özellikle son dönemde bazı büyük güçlerin küçük ülkelere yönelik müdahalelerine karşı bir uyarı niteliği taşıdığını belirtiyor. “Uluslararası hukuk, güçlünün zayıfı ezmesini engellemek için vardır. Bu ilkenin çiğnenmesi, dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirir” diyen Demir, uluslararası toplumun bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini vurguluyor.
Abdulati, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki anlaşma sürecine de değinerek, bu olumlu gelişmenin bölgeye istikrar getirmesini umduklarını belirtti. İki ülke arasındaki gerginliğin azalmasının, tüm bölge için önemli bir fırsat olduğunu belirten Abdulati, kalıcı bir barışın sağlanması için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını ifade etti. Bu açıklama, Türkiye’nin de bölgedeki istikrarın sağlanması için aktif rol oynamaya devam edeceğini gösteriyor.
Ankara’daki siyasi gözlemciler, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki anlaşma sürecinin, bölgedeki diğer sorunların çözümüne de örnek teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle, Dağlık Karabağ bölgesindeki mayın temizleme çalışmalarının hızlandırılması ve bölgeye insani yardım ulaştırılması, kalıcı bir barışın sağlanması için atılması gereken adımlar arasında yer alıyor.
Abdulati, yapıcı yaklaşımların Filistin meselesine de yansımasını beklediklerini ve istikrarı destekleyen tüm siyasi vizyonların arkasında olduklarını kaydetti. Filistin-İsrail arasındaki sorunun çözümü için uluslararası toplumun daha aktif rol oynaması gerektiğini vurgulayan Abdulati, iki devletli çözümün tek gerçekçi seçenek olduğunu belirtti. Bu açıklama, Mısır’ın Filistin meselesine verdiği önemi ve bölgedeki barış sürecine katkı sağlama çabalarını gösteriyor.
Filistin meselesi, uzun yıllardır çözülemeyen ve bölgesel istikrarı tehdit eden önemli bir sorun olarak duruyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşların çabalarına rağmen, kalıcı bir çözüm bulunamaması, bölgedeki gerginliğin devam etmesine neden oluyor. Mısır’ın bu konudaki yapıcı yaklaşımı, diğer ülkeler için de örnek teşkil edebilir.
Sonuç olarak, Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati’nin Ankara ziyareti, bölgesel gelişmeler açısından önemli mesajlar içeriyordu. Suriye’deki durumdan Gazze’deki insani krize, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki anlaşma sürecinden Filistin meselesine kadar birçok konu ele alınırken, iki ülke arasındaki işbirliğinin önemi vurgulandı. Ankara ve Kahire’nin ortak çabaları, bölgedeki istikrarın sağlanması için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.