Dünyanın en prestijli bilimsel dergilerinden biri olan Nature‘da yayımlanan yeni bir araştırma, beklenen İstanbul depremiyle ilgili korkutucu senaryoları bilimsel verilerle esnetti. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden bilim insanları Sezim E. Güverçin ve Sylvain Barbot’un yayımladığı makale, Marmara’nın jeolojik yapısının depremin büyüklüğünü “sınırladığını” savunuyor.
Yıllardır tartışılan “Marmara fayı tek parça kırılırsa 7,6 ve üzeri büyüklükte deprem üretir” tezi, bu yeni araştırmayla sarsıldı. Gelişmiş sismik döngü simülasyonları kullanan araştırmacılar, deniz tabanındaki fiziksel engellerin devasa bir kırılmayı imkansız kıldığını öne sürdü.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, Marmara Denizi’nin tabanındaki jeolojik engeller:
İnce Kabuk ve Yüksek Isı: Tekirdağ ve Orta Havza gibi bölgelerde yer kabuğunun inceldiği ve yer altı sıcaklığının yükseldiği tespit edildi.
Creep (Sürünme) Hareketi: Yüksek sıcaklık ve yer yer 7 kilometreye ulaşan kalın tortu tabakaları, fayın tamamen “kilitlenmesini” önlüyor. Fay, deprem üretmek yerine “creep” adı verilen yavaş kayma hareketiyle enerjisini büyük bir sarsıntı oluşturmadan boşaltıyor.
Enerji Bariyeri: Bu yumuşak ve sıcak bölgeler, deprem dalgalarının Marmara boyunca kesintisiz ilerlemesine izin vermeyen bir “fren” görevi görüyor.
Araştırmacılar, bölgenin 10 bin yıllık sismik geçmişini simüle ettiklerinde şu sonuçlara ulaştı:
7,3 Üst Limiti: En kötü senaryoda bile deprem büyüklüğü 7,3‘ü aşmıyor.
Parçalı Kırılma: Tek bir devasa kırılma yerine, birbirini tetikleyen ancak ayrı zamanlarda gerçekleşen 6,5 ile 7,0 büyüklüğündeki orta-büyük ölçekli depremlerin daha olası olduğu vurgulanıyor.
Bilim insanları bu “nispeten iyi” haberin bir rehavet yaratmaması gerektiği konusunda uyarıyor:
“Depremin büyüklüğünün 7,6 yerine 7,3 ile sınırlanmış olması, tehlikenin geçtiği anlamına gelmiyor. 7,3 de oldukça yıkıcı bir büyüklüktür; fark, ‘süper büyüklükte’ tek bir yıkım yerine daha sınırlı ama yine de ciddi bir riskin varlığıdır.”
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi