Körfez ülkelerinden İran’a diplomatik tepkiler geldi: Suudi Arabistan, BAE, Katar ve diğerleri egemenlik ihlallerini kınadı ve uluslararası hukuka vurgu yaptı. KİK açıklamaları heyhaber.com’da.
Körfez’den İran’a Diplomatik Tepki: “Egemenliğimize Saygı Gösterin” –
Orta Doğu’daki çatışma yeni bir safhaya girerken, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ve bölge ülkeleri İran’ın son saldırılarını sert bir dille kınadı. Bir dizi diplomatik açıklama, bölgede tırmanan gerginliğin uluslararası hukuka vurgu yapan tepkilerle karşılandığını ortaya koyuyor.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Tahran’ın füzeler ve İHA’larla Körfez ülkelerinin egemenlik sınırlarını ihlal eden saldırılarını “şiddetle kınadığını” duyurdu. Riyad yönetimi, saldırıların bölgesel güvenliği zayıflattığını belirterek, uluslararası hukuka aykırı bu eylemlere karşı “tüm gerekli önlemleri almaya hazır olduklarını” vurguladı.
Aynı dönemde Suudi Arabistan, İran’ın ülke çıkarlarına zarar veren eylemlerini protesto etmek amacıyla İran’ın Riyad Büyükelçisi’ni Dışişleri’ne çağırdı. Yetkililer, uluslararası normlara uyulması çağrısında bulunarak “devlet egemenliğinin ihlal edilmesinin kabul edilemez” olduğunu belirtti.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Kuveyt ve Bahreyn ile birlikte ABD, Ürdün ve diğer bölge ortaklarıyla ortak bir açıklama yayımlayarak İran’ın “düşüncesizce gerçekleştirilen füze ve drone saldırılarını” kınadı. Bildiride, bu saldırıların masum sivillerin güvenliğini tehlikeye attığı ve bölgesel istikrarı ciddi şekilde zayıflattığı vurgulandı.
KİK’in olağanüstü toplantısından sonra yayımlanan resmi açıklamada ise tüm üye devletlerin aynı çizgide hareket ettiği vurgulandı. Konsey, KİK ülkelerinin güvenliği ve egemenliğinin “bölünemez” olduğunu belirterek, İran’ın saldırılarına karşı BM Şartı’nın 51. maddesine dayanarak yasal haklarını kullanacaklarını açıkladı. Diplomatik tepkide, saldırıların uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine aykırı olduğu belirtildi.
Körfez ülkeleri aynı zamanda diplomasi kanallarını açık tutmayı sürdürüyor ve çatışmanın daha fazla tırmanmaması için uluslararası toplumdan müdahale çağrısı yapıyorlar. Birçok açıklamada “savaşın genişlemesi” uyarısı yer alırken, çözümün diyalog ve barışçıl müzakere yollarında aranması gerektiği vurgulandı.
Bu açıklamalar, bölge liderlerinin hem iç güvenliklerini korumak hem de küresel ekonomik istikrarı tehdit edebilecek daha geniş bir askeri çatışmanın önüne geçmek için gösterdikleri diplomatik çabaların en somut yansıması olarak değerlendiriliyor.
Tülay Ataman