Kahramanmaraş’ta başlatılan bir projeyle, kınalı kekliklerin kene popülasyonu üzerindeki etkisi araştırılıyor. Doğa salınan kekliklerin, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıklarla mücadelede doğal bir yöntem olup olamayacağı inceleniyor.
Kahramanmaraş’tan ilginç bir haber var. Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) başta olmak üzere, Erciyes ve Iğdır Üniversitelerinden bir araya gelen bilim insanları, kınalı kekliklerin doğaya salınarak kene popülasyonu üzerindeki etkilerini incelemeye aldı. Amaç, bu sevimli kuşların Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi kene kaynaklı hastalıklara karşı doğal bir çözüm olup olamayacağını anlamak.
Proje kapsamında, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’nün Kapıçam’daki üretim merkezinde yetiştirilen 200 kınalı keklik, Afşin kırsalına bırakıldı. Kuşların ayaklarına takılan numaralı halkalar sayesinde, her birinin hareketleri ve davranışları yakından takip edilecek. Uzmanlar, dronlar, fotokapanlar ve dürbünlerle kekliklerin doğadaki maceralarını adım adım izleyecekler.
Peki neden keklikler? Bu sorunun cevabı aslında çok basit. Keklikler, doğal yaşamda hem kene konakçısı hem de kene tüketicisi olabiliyor. Yani, keneler kekliklere de bulaşabiliyor, ama aynı zamanda keklikler de keneleri yiyerek popülasyonlarını kontrol altında tutabiliyor. İşte bu dengeyi anlamak, projenin en önemli hedeflerinden biri.
Projenin mimarlarından Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağrı Çağlar Sinmez, bu çalışmanın sadece Afşin’le sınırlı kalmayacağını belirtiyor. Göksu ve Elbistan ilçeleri de projeye dahil edilecek. Hatta önümüzdeki iki yıl içerisinde toplamda 10 bin kekliğin doğaya salınması planlanıyor. Bu, oldukça büyük bir sayı ve projenin ne kadar ciddiye alındığını gösteriyor.
Sinmez, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin (KKKA) Türkiye için önemli bir sağlık sorunu olduğunu hatırlatarak, doğal yöntemlerle bu hastalıkla mücadele etmenin önemine vurgu yapıyor. “Ne kadar fazla yabani hayvan varsa, kenelerin insana ulaşma ihtimali o kadar düşüyor,” diyor Sinmez. Yani, doğadaki dengenin korunması, aslında bizim sağlığımızı da koruyor.
KSÜ Göksun Meslek Yüksekokulu’ndan Prof. Dr. Çağrı Özgür Özkan ise projenin temel amacını net bir şekilde ifade ediyor: “Kekliklerin takibi, doğaya uyumu, popülasyon devamlılığı ve ‘keklik kene yer mi?’ sorusuna bilimsel bir yanıt bulmak.” Özkan’a göre, bu araştırma sadece biyolojik mücadeleye katkı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda keklik popülasyonlarının korunmasına yönelik önemli veriler de sağlayacak.
Iğdır Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Atalay da projeye destek veren isimlerden. Atalay, doğaya salınan kekliklerin bölgedeki kalıcılığını ve adaptasyonunu yakından takip edeceklerini belirtiyor. Bu takip, hem yerel halkla hem de avcılarla yapılacak görüşmelerle sağlanacak. Yani, sadece bilimsel veriler değil, halkın gözlemleri de değerlendirilecek.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), özellikle kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımız için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kenelerin ısırmasıyla bulaşan bu hastalık, zamanında tedavi edilmezse ölümcül olabiliyor. Bu nedenle, kenelerle mücadele etmek büyük önem taşıyor. İşte bu noktada, keklikler devreye giriyor.
Eğer bu proje başarılı olursa, keklikler KKKA ile mücadelede doğal bir müttefikimiz olabilir. Hem çevreye zarar vermeyen, hem de ekonomik bir çözüm olabilir. Tabi ki, bu sadece bir başlangıç. Projenin sonuçları ne gösterir bilinmez, ama bilim insanlarının bu konuya kafa yorması ve doğal çözümler araması takdire şayan.
Umarız, bu çalışma başarılı olur ve keklikler, sadece sevimli kuşlar olmakla kalmaz, aynı zamanda sağlığımızı koruyan kahramanlara dönüşürler. Gelişmeleri merakla takip etmeye devam edeceğiz.