Araştırmacı yazar Rafet Ulutürk, İstanbul’un Fethi’nin yıldönümünde Fatih Sultan Mehmet’in hocası Molla Gürânî’nin unutulmuş mezarını gündeme getirerek, tarihe ve kültüre sahip çıkma çağrısında bulundu. Ulutürk, mezarın halka açılması ve çevresinin düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.
Ankara – Bugün İstanbul’un Fethi’nin 571. yıldönümü. Kutlamalarla birlikte tarihimize duyduğumuz minneti dile getirirken, araştırmacı yazar ve gazeteci Rafet Ulutürk, dikkat çekici bir konuyu gündeme taşıdı: Fatih Sultan Mehmet Han’ın hocası, büyük İslam alimi Molla Gürânî Hazretleri’nin İstanbul’un göbeğindeki unutulmuş mezarı.
Ulutürk, “İstanbul’un Fethi’nin yıldönümüdür” başlıklı yazısında, çağ kapatıp çağ açan bu büyük zaferin sadece bir şehrin alınışı değil, bir medeniyetin dirilişi olduğunu vurguluyor. Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve ordusunu rahmetle anarken, dualarıyla destek veren büyük alimleri, özellikle de Molla Gürânî’yi unutmamamız gerektiğini belirtiyor.
Peki, Fatih’in hocası Molla Gürânî’nin mezarı neden bu kadar gözlerden uzak? İstanbul’un tam kalbinde, Fatih ilçesinde bulunan bu mezar, adeta unutulmuşluğa terk edilmiş durumda. Dört duvarla çevrili, koruma altına alınmış gibi görünse de, ne bir ziyaret yolu var, ne de bir tabela. Dua etmek isteyenlerin dahi girmesi mümkün değil.
Ulutürk, bu durumu şöyle değerlendiriyor: “Belli ki iyi niyetle korunmak istenmiş, ama bu koruma anlayışı onu halktan da koparmış.”
Ulutürk’e göre çözüm basit: O duvarlara bir kapı ve merdiven eklenmeli. Hatta oraya, Molla Gürânî Hazretleri’nin tarihi kişiliğine yaraşır biçimde mütevazı ama saygı dolu bir türbe yapılmalı. Bu, sadece Molla Gürânî için değil, bir milletin vefa sınavı için de önemli.
Eskiden mezarlıkların şehirlerin kalbinde olduğunu hatırlatan Ulutürk, insanların yürürken mezar taşlarını görüp ibret aldığını, şimdilerde ise mezarlıkların dağlara sürüldüğünü, görülmesin diye saklandığını ifade ediyor. “Çünkü bir mezara bakmak, insana ölümü ve ahireti, geçmişi ve sorumluluğu hatırlatır,” diyor Ulutürk. “Bugün şehirlerimizden ibreti, sessizliği ve hafızayı çıkarıyoruz.”
Ulutürk’ün somut bir önerisi de var: Mezarın yanında yer alan otobüs durağının adı “Gündikzade” yerine neden “Molla Gürânî Durağı” olmasın? Bu, hem gençlerin ilgisini çeker, hem de her geçen yolcuya bir isim hatırlatması olur. Hem de bir vefa nişanesi olarak tarihe geçer.
Tarihe, geçmişe, atalara sahip çıkmanın sadece kitaplarda değil, taşta, durakta, sokakta, kalpte yaşayabileceğini vurgulayan Ulutürk, “Eğer bu sahip çıkış İstanbul’un tam ortasında görünmezse, başka nerede görünebilir?” diye soruyor.
Konuyla ilgili olarak Fatih Belediyesi’nden henüz bir açıklama gelmedi. Ancak, sosyal medyada Ulutürk’ün çağrısına destek veren birçok vatandaş, bu önemli şahsiyetin hatırasının yaşatılması için yetkililerin harekete geçmesini bekliyor.
Bu çağrı, aslında sadece bir mezarın düzenlenmesi talebinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Tarihimize, kültürümüze ve değerlerimize sahip çıkma, gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuzu hatırlatıyor. Molla Gürânî Hazretleri gibi önemli şahsiyetlerin unutulmaması, onların ilmi ve manevi mirasının yaşatılması, bir milletin kimliğini koruması açısından hayati önem taşıyor.
Umarız, bu anlamlı çağrı karşılık bulur ve İstanbul’un kalbinde, Molla Gürânî Hazretleri’nin mezarı, layık olduğu saygıyı görür. Çünkü vefa, sadece geçmişe değil, geleceğe de bırakabileceğimiz en değerli mirastır.
Kaynak: BHA