Orta Doğu’da tırmanan savaşın en çok merak edilen stratejik sorusu, bizzat İran kanadından yanıt buldu. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatibzadeh’in CNN’e verdiği demreç, Tahran’ın neden ABD ana karasını değil de bölgesel üsleri hedef aldığını coğrafi ve askeri gerçeklerle ortaya koydu.
İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına misilleme yaparken neden doğrudan Washington’ı hedef almadığına dair tartışmalara noktayı koydu. Tahran yönetimi, askeri kapasite ve coğrafi kısıtlamalar nedeniyle stratejisini “yakın markaj” üzerine kurduğunu açıkladı.
Said Hatibzadeh, İran’ın saldırı haritasını şu sözlerle savundu:
Erişim Sorunu: “İran, Amerikan topraklarına doğrudan ulaşamıyor. Bu bir coğrafi gerçeklik.”
Zorunlu Tercih: Ana karaya ulaşılamadığı için ABD’nin yetki alanındaki, İran’a daha yakın olan bölgesel askeri üslerin meşru ve ulaşılabilir hedefler olarak seçildiği belirtildi.
İran, bu strateji doğrultusunda bölgedeki Amerikan tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı:
Vurulan Noktalar: Kuzey Irak, Suriye ve Körfez hattındaki ABD üsleri, İran’ın hipersonik ve balistik füzeleriyle hedef alındı.
Savunma Tahkimatı: ABD bu saldırılara karşılık bölgeye Patriot ve THAAD hava savunma sistemlerini takviye ederek en üst düzey alarma geçti.
Savaşın cephe hattının genişlemesi ve diplomatik söylemlerin sertleşmesi, dünya ekonomisini sarsmaya devam ediyor:
Enerji Krizi: Petrol fiyatlarında büyük dalgalanmalar yaşanırken, arz güvenliği endişesi tırmanıyor.
Güvenli Limanlar: Yatırımcılar riskli varlıklardan kaçarak altın ve döviz gibi güvenli limanlara yöneliyor.
Belirsizlik Hakim: Bölgesel çatışmanın uzun soluklu bir gerilime evrilmesi, küresel piyasalardaki volatiliteyi artırıyor.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi