Ramazan Bayramı tatili ve okullar için verilen ara tatil bitti. Milyonlarca kişi günlük hayat temposuna kaldığı yerden devam etmeye başladı. Bayram için köyde bulunan annelerini, babalarını, anneannelerini, babaannelerini, dedelerini ziyaret edenler kasabalarda, şehirlerde ara verdiği yerden hayatlarına geri döndü.
Ama herkes gitmedi.
Her bayramda, her yerde olduğu gibi bulunduğu yerde kalanlar vardı. Hiç gitmeyenler. Gelip gidenleri bekleyenler, izleyenler. Hep orada olanlar.
Ben de hep orada olanlardanım.
Hiç gitmeyen, hep gelip gideni seyredenlerdenim.
Şehirleşmeyle birlikte köylerde artık neredeyse kimse kalmadı. Çiftçilik, hayvancılık gibi daha çok köylerde yapılan meslekler giderek azaldığı için köyümün insanları şehirlere yönelmeye başladı. Beraber büyüdüğüm, okuma yazma öğrendiğim, sabahtan akşama kadar köyün sokaklarında oyunlar oynadığım, köyü arşınladığım arkadaşlarım gitti. Bahçelerinde büyüdüğüm evler kapandı. Sokaklar sessizleşti, evler boşaldı.
Bayramla birlikte gidenler geri döndü, bahçeler, sokaklar yeniden canlandı. Sokaklardan insan sesleri yükselmeye başladı. Küçüklerin sokaklardan gelen sesleri, büyüklerin kapı önlerinden geçerken birkaç dakikalığına uğradım diyip saatlerce uzayıp giden muhabbet, bayramın verdiği kalabalık ve telaşla köyüm yeniden insanlarla ve onların duygularıyla doldu. Çocukluğumda geçirdiğim o kalabalık insan günlerine geri dönüldü.
Ama dört günlüğüne dolan sokaklar, çocukluğuma açılan bahçeler bayramın bitmesiyle yeniden sessizliğe büründü. Arkadaşlarım, çocukluğumu beraber geçirdiğim insanlar yeniden gitti. Sokaklardan, evin bahçelerinden yükselen sesler yeniden yerini boşluğa ve sadece köpek seslerine bıraktı.
Köyler artık gelenler için tatillerde, bayramlarda uğranacak, doğup büyülen sonra da terk edilen bir yer olarak hatıralarda kaldı. Gidenler için anı olarak hatırlanan o zamanlar; kalanlar için hep anımsadığı, o anların içinde yaşadığı, ne zaman aynı sokaklardan aynı evin önlerinden geçse o günlere döndüğü bir zaman makinesi gibi içinde yaşadığı gerçeklik haline geldi.
Herkesin gittiği yerde kalan olmak bir zaman makinesinin içinde dönüp durmak gibi. Biraz eksik yaşamak, çocukluğunun her gün yanından geçmesi. O anlarına şahit olanların bambaşka yerlerde, bambaşka hayatlar yaşarken senin hala aynı yerde kalıp onları özlemek hatırlamaktan ibaret.
Gülşah Engin