Geçen yıllar içerisinde hep aynı soruyu duyuyoruz… ‘Gençlik nereye gidiyor?’
Bu soru bir serzenişin ve eleştirinin bütünleşmiş hali.. bazen biraz da hayal kırıklığı.Sorunun ardında telefonlara daha bağlı yaşayan, kitap okumayan, amaçları ve idealleri olmayan gençlerden bahsediliyor.
Oysa ki belki de artık yanlış soruyu sormayı bırakmanın zamanı gelmiştir.
Belki de asıl soru şudur: Gençlik neden gitmek istiyor?
Görülen bir çok genç yaşadığı şehirden, kentten uzaklaşmak istiyor. Kimi sahici başka bir kente, kimi de içinde bulunduğu hayattan uzaklaşmak istiyor. Bu uzaklaşma kaygısı bazen öyle büyüyor ki başka ülkelere taşınma umudu barındırıyor.
Çünkü insan sadece para kazanmak için yaşamaz. Umut etmek için de yaşar.
Gençlerin en büyük sorunu çoğu zaman yoksulluk değil, umutsuzluk oluyor.
Bir sabah uyandığında geleceğini bulamayan, planlayamayan ve fikirlerinin duyulsa da görülemediği bir Dünya’da yaşayanlar için umut etmek her geçen gün haliyle zorlaşıyor.
Oysa gençlik insanın en çok hayaller denizinde yüzdüğü yaşları barındırmaz mı?
Bugün birçok genç gene de hayal kurmaktan vazgeçmiyor belki ama kurduğu hayalleri gerçekleştirebileceğine olan inancını yavaş yavaş kaybediyor.
Sosyal medyada gördüğümüz tüm o öfkeli yorumların, bitmek bilmeyen tartışmaların ve sessizce içine kapanan gençlerin arkasında biraz da bu duygu yatıyor. Çünkü duyulamayan insanlar bir süre sonra bağırmaya, yorulan insanlar ise susmaya başlıyor.
Her nesil kendinden sonrakini eleştirmedi mi?
Dün radyonun, televizyonun gençleri bozduğu söylenirken bugün ise sosyal medya suçlanıyor. Oysa araçlar değişse de tüm o gençlerin ve geçmişte kalan bazen eleştiren neslin de temel ihtiyacı değişmiyor: Anlaşılmak.
Belki de o meşhur ‘gençlik nereye gidiyor?’ sorusunu sormadan önce onların neden bu kadar yalnız hissettiğini konuşmalıyız.
Neden bu kadar kaygılı olduklarını.
Neden gelecekten korktuklarını.
Neden kendilerini anlatmak için sürekli yeni yollar aradıklarını.
Çünkü gençler yalnızca eleştirilecek bir kuşak değil; dinlenmesi gereken , parlak fikirlerinin birer elektrik akımı bulabilmesi gereken bir kuşaktır.
Bir toplum geleceğini kaybetmez. Onu anlamayı ya da anlamamayı seçer.
Bugün gençliğin nereye gittiğini merak edenler varsa, hadi onları gittikleri yere kadar takip edelim!
Belki o zaman cevapları da bulmaya başlayabiliriz.