FBI’nın Ulusal Tehdit Operasyonları Merkezi’ne (NTOC) iletilen 22 Ekim 2024 tarihli resmi bir bildirim formu, Jeffrey Epstein dosyasında yeni bir infiale yol açtı. Kimliği gizlenen bir kadın, çocuk yaşta kaçırıldığını, Paris’te tecavüze uğradığını ve Epstein’ın “istismar adasına” götürüldüğünü iddia etti. Ancak belgedeki en sarsıcı detay; kadının bu iddialarla daha önce defalarca FBI’ın kapısını çalmasına rağmen ciddiye alınmaması oldu.
Belgede yer alan mağdur beyanlarına göre, dehşet verici süreç şöyle işledi:
Kaçırılma: Mağdur, 5 yaşındayken dairesinden boğazından yaralanarak kaçırıldığını iddia etti.
Paris ve Tecavüz: 12-13 yaşlarında Paris’e götürüldüğünü ve burada organize bir şebeke üyesi olan üç kişi tarafından tecavüze uğradığını belirtti.
Epstein Adası: Kadın, 13 yaşındayken İrlanda üzerinden Jeffrey Epstein’ın özel adasına nakledildiğini ve burada cinsel sömürüye maruz kaldığını ifade etti.
Mağdurun ifadeleri, Epstein’ın şantaj mekanizmasının nasıl çalıştığını da bir kez daha teyit ediyor:
“Organizasyon, genç kızların çıplak fotoğraflarını çekerek politikacılar ve tanınmış kişiler için pazarlıyordu. Adadan kurtulmamızın tek yolu bu fotoğrafları vermemize bağlıydı.”
Mağdur, adada bulunduğuna dair kanıt niteliği taşıyan fotoğrafların halen elinde olduğunu ve bunları adli makamlara sunabileceğini belirtti.
Belgenin en tartışmalı kısmı, kurumun iç işleyişine yönelik eleştirileri güçlendiriyor. Mağdur, bu ağır suçlamaları daha önce birden fazla FBI ofisine giderek anlatmaya çalıştığını ancak her seferinde iddialarının reddedildiğini veya dikkate alınmadığını vurguladı. Şu an Almanya’da bulunduğu ve sığınma talebinde bulunduğu öğrenilen kadının bu beyanları, FBI üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuş durumda.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi