Eşyaların Ruhu, Aşkın Müzesi: Kemal ve Füsun’un Bitmeyen Hikayesi

Yayınlama: 17.02.2026
Düzenleme: 17.02.2026 00:11
A+
A-

Bugünlerde herkes Kemal ve Füsun’u konuşuyor. Netflix ekranlarında canlanan o meşhur hikaye, bizi 1970’lerin İstanbuluna, Nişantaşı’nın şık apartmanlarından Çukurcuma’nın tozlu arka sokaklarına götürüyor. Orhan Pamuk’un “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum” cümlesiyle başlayan o dev eseri, şimdi dijital dünyanın hızıyla yeniden hayat buluyor.

Aşk mı, Yoksa Bir Koleksiyon Tutkusu mu?

Masumiyet Müzesi’ni diğer aşk hikayelerinden ayıran en temel şey; aşkın sadece duygularda değil, eşyalar üzerinde somutlaşmasıdır. Kemal’in Füsun’a olan aşkı, zamanla biriktirilen birer objeye dönüşür. Bir küpe, bir tuzluk, binlerce izmarit… Kemal, sevdiği kadına ulaşamadıkça ona dokunan her nesneye sığınır.

Bu durum bize şu soruyu sorduruyor: Birini sevmek, ona sahip olmak mıdır yoksa onu bir müze titizliğiyle kutsallaştırmak mı? Kemal’in Çukurcuma’daki o evi bir müzeye dönüştürmesi, aslında yas tutmanın en sanatsal ve en obsesif halidir.

İstanbul’un Melankolisi

Romanın (ve şimdi dizinin) en büyük kahramanlarından biri de şüphesiz İstanbul’dur. Boğaz’ın suları, eski Amerikan arabaları, sınıfsal uçurumlar ve batılılaşmaya çalışan bir toplumun sancıları… Pamuk, Kemal ile Füsun’un aşkını bu toplumsal sancıların tam ortasına bırakır. Hikaye ilerledikçe sadece bir aşkın bitişini değil, eski İstanbul’un o naif ve aristokrat havasının dağılışını da izleriz.

Kitaptan Ekrana: Masumiyetin Yeni Yüzü

Kitabı okuyanlar bilir; Pamuk okuyucuyu o kadar içine çeker ki, Çukurcuma’ya gidip o müzeyi gerçekten gezmek istersiniz. (Ki zaten dünya üzerinde bir roman için kurulmuş tek gerçek müzedir burası.) Dizinin başarısı da tam burada yatıyor: O dönem atmosferini, kokusunu ve Kemal’in o hastalıklı ama büyüleyici tutkusunu görsel bir şölene dönüştürmek.

Masumiyet Müzesi, bize aşkın her zaman “mutlu son” demek olmadığını, bazen bir ömür boyu süren bir “hatırlama disiplini” olduğunu öğretir. Eğer kalbinizde bir yerlerde tozlu kalmış bir hatıra varsa, Kemal’in hikayesi size çok tanıdık gelecektir.

Çünkü hepimizin hayatında, bir gün müzesini kurmak isteyeceği kadar değerli ve bir o kadar da imkansız bir “Füsun” vardır.

Hatice ÇELİKEL

REKLAM VERMEK İÇİN ARAYIN
0532 659 8130