AK Parti Antalya Milletvekili Tuğba Vural Çokal, CHP’li Manavgat Belediyesi’ni yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerinden sert bir dille eleştirdi. Çokal, belediyenin halkın vergisiyle şahsi çıkar sağladığını iddia etti.
Antalya, 30 Temmuz 2025 – AK Parti Antalya Milletvekili Tuğba Vural Çokal, bugün sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklamayla CHP’li Manavgat Belediyesi’ni hedef aldı. Son dönemde kamuoyunda sıkça konuşulan yolsuzluk ve rüşvet iddialarına sert tepki gösteren Çokal, “Belediyecilik, halkın vergisiyle şahsi ikbal inşa etme alanı değildir,” ifadelerini kullandı. Bu çıkış, Manavgat siyasetinde ve Antalya’nın genelinde yankı uyandırdı.
Milletvekili Çokal, eleştirilerini daha da ileri taşıyarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 2023 yılında Manavgat’ta sarf ettiği bir sözü hatırlattı. Özel’in, “Manavgat Belediyesi nasıl yönetiliyorsa, Türkiye’yi de öyle yöneteceğiz,” şeklindeki sözlerinin, yaşanan gelişmelerle birlikte adeta bir itirafa dönüştüğünü savundu. Çokal, “Manavgat, maalesef CHP yönetimiyle birlikte yolsuzluk iddialarıyla kara manşetlere alıştı,” dedi.
Peki, bu kara manşetler nelerdi? Son aylarda Manavgat Belediyesi hakkında çıkan haberler, gerçekten de dikkat çekici. İddialara göre, belediye başkanı ve bazı meclis üyelerinin parti üyelikleri askıya alınmış durumda. Hatta bazı isimlerin istifa ettiği de konuşuluyor. Milyon euroluk rüşvetler, baklava kutularında taşınan paralar ve lüks yaşam tarzlarıyla ilgili iddialar, sadece Manavgat’ın değil, tüm Antalya’nın adını zedeliyor.
Çokal, sadece yolsuzluk iddialarıyla sınırlı kalmayarak, CHP’li belediyelerin yıllardır süregelen ihmalleri sonucu Antalya’nın ciddi altyapı sorunları yaşadığını da dile getirdi. “Antalya, Türkiye’nin turizm başkenti olması gerekirken, maalesef hizmetin değil, şikâyetin merkezi haline gelmiştir,” diyen Çokal, ulaşım, temizlik ve şehir planlamasında yaşanan sorunların halkı canından bezdirdiğini vurguladı.
Vatandaşlar ne diyor peki? Özellikle yaz aylarında artan nüfusla birlikte ulaşım sorunu katlanıyor. Otobüsler tıklım tıklım, trafik desen tam bir çile. Temizlik konusunda da durum pek iç açıcı değil. Özellikle turistik bölgelerde çöp konteynerleri taşıyor, sokaklar pislik içinde. Şehir planlaması ise adeta bir karmaşa. Plansız yapılaşma, yeşil alanların azlığı ve park sorunları, Antalya’yı yaşanmaz hale getiriyor.
Çokal, açıklamasının devamında hukuki sürece saygılı olduklarını ve masumiyet karinesine inandıklarını belirtti. Ancak, kamuoyuna yansıyan ifadelerin ve görüntülerin görmezden gelinemeyeceğini de sözlerine ekledi. “Ortaya saçılan her bilgi, yerel yönetimin kamu kaynaklarını kimlere ve nasıl savurduğunu açıkça gösteriyor,” dedi.
Bu iddialar karşısında Manavgat Belediyesi cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak, belediye yetkililerinin önümüzdeki günlerde bir basın toplantısı düzenleyerek konuyla ilgili detaylı bilgi vermesi bekleniyor. Manavgat’ta yaşayan vatandaşlar ise yaşanan gelişmelerden dolayı tedirgin ve endişeli. Bir an önce gerçeklerin ortaya çıkmasını ve sorumluların hesap vermesini istiyorlar.
Peki, bundan sonra ne olacak? Hukuki süreç nasıl işleyecek? Manavgat Belediyesi’nin geleceği ne olacak? Tüm bu soruların cevabı, önümüzdeki günlerde yapılacak açıklamalar ve yürütülecek soruşturmalarla netlik kazanacak. Ancak, şurası kesin ki, Manavgat siyaseti uzun bir süre daha bu iddiaların gölgesinde kalmaya devam edecek.
Bu tür iddiaların ve tartışmaların yaşandığı bir dönemde, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Halkın vergisiyle yönetilen belediyelerin, bu kaynakları en doğru ve verimli şekilde kullanması, halka karşı sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Manavgat örneğinde olduğu gibi, yolsuzluk iddiaları ve yönetim krizleri kaçınılmaz hale geliyor.
Sonuç olarak, Manavgat’ta yaşanan bu gelişmeler, tüm Türkiye’deki yerel yönetimler için önemli bir ders niteliğinde. Halkın güvenini kazanmak ve sürdürmek, dürüstlük, şeffaflık ve hesap verebilirlikten geçiyor. Aksi takdirde, siyasi kariyerler sona erebilir, belediyeler itibar kaybedebilir ve en önemlisi, halkın devlete olan güveni sarsılabilir.